DÜNYA Kategorisinde 141 haber bulunmaktadır...

Tarihin esintisi gölge oyunları

Tarihin mirası, geçen zamanda yaşanan ramazan aylarının aynası, geleneksel emanetimiz gölge oyunlarını daha yakından tanımak isteyenler, işte size küçük bir araştırma...

Onbir ayın sultanı gelir, Ramazan...Camiler, iftar çadırları, kültür merkezleri ve daha nice mekanlar bize Ramazanı anlatır ama öyle bir gelenek vardır ki; dedeler, neneler, çocuklar hatta torunlar bile eğlenir ve öğrenir. O gelenekle, yüzyıllardır süregelen tarihi izler, sözler, davranışlar nesilden nesile aktarılır. Gelenek diye bahsettik durduk. Peki bu kadar güzel ve özel olan lakin yılın sadece bir ayı hatırlanan geleneğimizin adı nedir? Günümüzde bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıda ustası kalan bu sanatımızın adı ´Gölge Oyunu.

Gölge oyunu dendiğinde, çoğumuzun aklına ilk gelen kelimeler kuşkusuz ´Karagöz ve Hacivat. Gölge oyunlarının baş karakterleri Karagöz ve Hacivat´ın, rivayetlere göre, 14.yy.´da yaşadığı biliniyor. Karagöz ve Hacivat´ın hikayeleri ise şöyle: Bursa´daki bir caminin yapımında çalıştıkları anlatılan bu karakterler, birbirleriyle atışıp işin aksamasına neden oluyorlar. Kendileri çalışmadıkları halde, bir de camide çalışan diğer işçileri de oyalıyorlar. Zamanın padişahı Orhan Gazi´nin camiyi yapan mimara uyarıda bulunması, Karagöz ve Hacivatın sonunu getiriyor.Başları kesilerek idam edilen bu ikilinin ölümüne çok üzülen Şeyh Küşteri, bu kişilerin kuklalarını yaparak perde arkasında oynatmaya başlıyor. İşte yıllarca devam edecek olan Karagöz ve Hacivat gölge oyunu böyle başlar.         

Geleneksel Türk Gölge oyunu olan Karagöz, musiki yönüyle de büyük önem taşır. Seçilen musiki eserinin, oyunun özelliğine olduğu kadar, gölge oyunu karakterlerinin kişiliğine de uygun olması önemli bir kural olarak karşımıza çıkıyor. Karagöz musikisine ait başlıca eserler, musiki araştırmacısı Etem Ruhi Üngör tarafından toplanıp yayınlandı. Oyun sırasında sallanan tef de oyuna heyecan ve hareketlilik kazandırıyor. Oyunda tef´e ´dayren´, tefi çalana ise ´dayrenbaz´ deniyor. Karakterleri oynatan, onlara hayat veren kişi ise ´hayali´ ya da ´ hayalbaz´ olarak adlandırılıyor.

Hacivatın asıl adının ´Hacı İvaz´ olduğu rivayet edilir. Bu karakter, düzeni temsil eder. Kişisel çıkarlarını ön planda tutan ve Karagöz´ü çalıştırarak onun sırtından geçimini sağlayan tip Hacivat. Gerektiğinde kullanılan; Keçi Hacivat, Çıplak Hacivat, Kadın Hacivat, Kahya Hacivat gibi değişik kıyafetlerle yapılmış farklı tasvirleri bulunuyor. Karagöz ise oyunun başrolünde oynayan saf ve iyi niyetli bir karakter. Hacivatın ağzından çıkan her kelimeye farklı anlamlar yükleyerek onunla alay eder. Her işe burnunu sokar, dobralığı ve bazen de patavatsızlığı yüzünden zor durumlara düşse de işin içinden çıkmanın bir yolunu bulur. Başında ´ışkırlak´ adı verilen oynak bir şapka bulunuyor. İzleyici, Karagözü bu şapkayla tanır.   

Unutulmaya yüz tutan gölge sanatı Karagöz oyununu yaşatmak için elinden gelen her imkanı kullanan Karagöz ustası Suat Veral, gölge karakterlerini kendisi üretip  oynatıyor. Mesleğinde 23´üncü yılını dolduran Veral, Geleneksel Türk Sanatının araştırılması, geliştirilmesi ve üretimine destek sağlanması amacıyla çalışmalar yapıyor. Kendisiyle gerçekleştirdiğimiz söyleşide bize, çalısmalarından kısaca bahsetti.  

Öncelikle gölge oyunu sanatçısı olmak, onu bir yaşam tarzı olarak benimsemek nasıl bir duygu?    

Tarifi yok, ama birkaç cümleyle anlatmak gerekirse; sanatçı olmak, geleneksel bir sanatı icra etmek toplumda ilgi odağı olmanızı sağlar çoğu zaman. Tabii sadece ilgi odağı olmak yetmez. Yaptığınız işi sevmek, daha da iyi işler ortaya çıkarmak için gerekli olan en önemli şey. Özellikle bu tür, yani görsel sanat ustası iseniz, insanların üzerinde etki bırakmanız sizin yaratıcılığınızla doğrudan bağlantılıdır. Yaptığım işi seviyorum, bu yüzden yaparken de büyük keyif alıyorum sanırım nasıl bir duygu olduğunu bu sözlerimden anlamışsınızdır.

Karakterleri nasıl üretiyorsunuz? Tabii ki finansal desteğe ihtiyacınız oluyordur. Bu finansal desteği nasıl sağlıyorsunuz?

Kültür Bakanı Sayın Atilla Koç´tan 2006 yılında aldığım bir sertifikam var .Aynı zamanda uzun zamandır Kültür Bakanlığı sanatçısıyım. Elde ettiğim tecrübelerin göstergesi olarak bunlara benzer daha birçok çalışmalarım ve başarılarım var. Yarattığım karakterler, bana kayda değer bir zenginlik getirmedi ama benim için bu işi yapmak bir yaşam tarzı oldu. Kendi ürettiğim karakterleri oynatmanın yanı sıra farklı boyutlarının satışını da yapıyorum. Belediyelerin ve Bakanlıkların faaliyetlerine katılmaya özen gösteriyor, gölge sanatımızı, gençlerimize tanıtmaya ve hatırlatmaya çalışıyorum. Karakterlerin üretimine gelince; yaptığım bütün karakterleri, boyutları ne olursa olsun, dana derisinden üretiyorum. Dana derisi kolay şekil alır, boyayı tutar ve sağlamdır. Deriyi kuruttuktan sonra karakterin kim olduğuna bağlı olarak kalıba göre kesiyorum. Son aşama olarak da yine karakterin kim olduğuna bağlı olarak kimyasal boyalarla figürü renklendiriyorum.  

Gölge oyunlarının gelişmesi için, kamu kuruluşları yeterince ilgi gösteriyor ve çalışmalar yapmaya dikkat ediyor mu?  

Açık söylemek gerekirse, böyle güzel ve nadide bir sanatın sadece belli zamanlarda akıllara gelmesi beni üzüyor. Tabii ki her an akıllarda olması beklenecek bir durum değil, çünkü gölge sanatçıları günümüzde çok çok az maalesef. Bunun yanında toplumumuz çok çabuk tüketen bir yapıya sahip, bir sanatı her an popüler olarak göremezsiniz. Kamu kurumlarına gelince, ellerinden gelen ilgiyi gösterdiklerini söylemeliyim; fuarlar, festivaller, organizasyonlar, sergiler... Sadece gölge sanatı değil, tüm geleneksel sanatlarımızın gelişmesi için çalışıyorlar. Hatta gençlerle birebir temasa geçerek ilgi ölçme çalışmaları bile yapıyorlar zaman zaman. Bu tip çalışmalarda halkın ilgisini görmek bizi çok mutlu ediyor, yaptığımız işi daha da sevmemizi sağlıyor.  

Bu sergide gördüğüm kadarıyla, çeşitli boyutlarda figürleriniz var ve bunları satıyorsunuz. Peki zamanla geleneksel sanatımızın ticari bir faaliyete dönüşmesi gibi bir durum sizce söz konusu olabilir mi?  

Kesinlikle hayır. Sorumluluğumuz çerçevesinde, karakterlerin satışını kamuya hizmet olarak görüyorum. Benden önce bu işi yapan üstadlarım da düzenledikleri oyuna göre karakter tasviri yapıp, bazı zamanlarda satışa sunmuştur. Benim yaptığım iş aslında, insanlara tarihi hatırlatmak. Toplum, bu hizmetimizi ticari bir amaç olarak asla görmemeli, tamamen eğlence materyali olduğunu bilmelidir. Tabii ki sorunuzun bir de ticari kapsamı var. Ticari kapsamda baktığımızda, tasvirlerimiz dana derisinden yapıldığı için işin kendisini götürmesi için maddi gelire ihtiyaç var. Anlattığım her iki durum birbirini tamamlıyor bana göre.

Daha Fazla Göster 25/10/2009 || 2024

Kadına Yönelik Şiddet Artıyor

Türkiye’de 2008 yılında da kadınlar şiddetle yaşamaya devam ediyor.Türkiye’de aile içinde dayak yemek her on kadının üçünün yaşamının bir parçası.Milyonlarca kadın için ‘ev’ şiddetin en yoğun ve gizli yaşandığ...

Daha Fazla Göster 30/11/2008 || 2100

Geçmiş gün ışığına çıktı

Yenikapı'da yapılan Marmaray Metro kazı çalışmaları sırasında birçok tarihi kalıntı ortaya çıktı.

Daha Fazla Göster 03/11/2008 || 1795

Türkiye ilk İlik Bankası'nı kuruyor

Sağlık Bakanlığı, TÜRK-KÖK projesi kapsamında Ulusal Kemik İliği ve Hücre Bankası oluşturacak.

Daha Fazla Göster 28/10/2008 || 2068

Olmaz'ı Olur Ettiren Oyuncaklar Müze'de Can Buluyor

Daha çocukken bize hayatı öğreten, bizi büyüklerin dünyasına hazırlayan oyuncaklar 2005'den beri İstanbul Oyuncak Müzesi'nde geçmişi özleyen ve merak edenlerle buluşuyor.

Daha Fazla Göster 18/05/2008 || 1856

Kocaeli'de kanser arttı mı?

Kanser Erken Teşhis ve Tanıma Merkezi(KETEM)'nden sorumlu Dr. Turhan Şahiner, Kocaeli'nde kanseri oluşturan her türlü koşulun var olduğunu ve buna bağlı olarak kanser oranının da arttığını belirtti.

Daha Fazla Göster 13/05/2008 || 2082

Ketenin öyküsü

Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma Vakfı’nın (ÇEKÜL) keteni yaşatmak için başlattığı çalışmalar devam ediyor. Vakfın Kocaeli İl Temsilcisi Numan Gülşah, ketenin Kandıra bölgesinde yeniden etkin konuma getirilmesi için çiftçiye k...

Daha Fazla Göster 12/05/2008 || 2299

Kocaeli Üniversitesi'nde Kültür ve Sanat Faliyetleri

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Yrd.Doç. olarak görev yapan Emel Karagöz ile Kocaeli ili ve Kocaeli Üniversitesi'nde yapılan kültürel ve sanatsal etkinlikler hakkında bigi aldık.

Daha Fazla Göster 08/05/2008 || 1799

106 yaşındaki ninenin 115 torunu var

Kocaeli´de yaşayan 109 yaşındaki Kaside Nine, sağlığını balık yağına borçlu ve her gün iki kaşık balık yağı yiyor. 7 çocuğu bulunan Kaside Nine, 3.aile kuşağıyla birlikte toplam 115 toruna sahip.

Daha Fazla Göster 05/05/2008 || 1818

'En iyi tedavi, madde kullanımına başlamamaktır!'

-

Daha Fazla Göster 05/05/2008 || 2093

Kültürel Bir Miras:Kandıra Bezi

Kandıra'ya ün kazandırmış olan ve ana maddesi keten olan 'Kandıra Bezi' bu bitkinin yetiştirilme zorluğu ve bezin dokumasının oldukça zahmetli olması yüzünden kaybolmakla karşı karşıya kalmış kültürel bir değer.

Daha Fazla Göster 04/05/2008 || 2075

İran'da ABD oyuncakları endişesi

İran resmi makamları, ülkeye kaçak yollarla sokulan oyuncak, film ve PC oyunlarının İran kültür ve toplumuna zarar vermesinden endişe ediyor.

Daha Fazla Göster 30/04/2008 || 2231

Körfez’de son durum

Geçtiğimiz aylarda Hereke sahilinden Körfez’in doğu ucuna kadar olan şeritte meydana gelen beyaz köpükleri, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) araştırdı. Basına bilgi vermek istemeyen TÜBİTAK yetkilileri, tek hüc...

Daha Fazla Göster 29/04/2008 || 1811

Dünyamızı Kendi Ellerimizle Yok Ediyoruz

Günümüzü ve geleceğimizi büyük ölçüde tehdit eden 'Küresel Isınma(global warming)', son zamanlarda gündemden kalkmasıyla birlikte unutuluyor ve yok sayılıyor. Özellikle de son birkaç aydır yağan yağmur ve iklimin normal koşullara...

Daha Fazla Göster 24/04/2008 || 1806

İnternet 2 ile uzaktan ameliyat

İstanbul Bilgi Üniversitesi Bilgisayar Bilimleri Bölümü Program Koordinatörü Chris Stephenson İnternet 2 projesiyle uzaktan ameliyat yapılmasının artık hayal olmayacağını söyledi.

Daha Fazla Göster 19/04/2008 || 1816

Orhan Mahallesi’ndeki Antik Tiyatro Hakkında Uzmanlardan Farklı Yorumlar

İzmit Orhan Mahallesi’nde bulunan antik tiyatro ile ilgili Kocaeli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Ayşe Çalık Ross ve Kocaeli Müze Müdürü İlksen Özbay farklı yorumlarda bulundu.

Daha Fazla Göster 26/03/2008 || 2232