DÜNYA Kategorisinde 141 haber bulunmaktadır...

Gençler Meslek Seçiminde Özgür Değil!

Türkiye’deki birçok öğrenci, popüler meslek ya da ailemin isteği derken yanlış meslek seçimine yöneliyor…

Meslek, bir kimsenin hayatını kazanmak için yaptığı, kuralları toplum tarafından belirlenmiş ve belli bir eğitimle kazanılan bilgi ve becerilere dayalı faaliyetler bütünü olarak ifade edilir. Meslek seçimi günümüzde, gençler için yaşamlarındaki en önemli kararlardan birisi olmakla birlikte çeşitli faktörden etkilenen karmaşık bir süreç haline dönüşüyor. Türkiye’deki birçok öğrenci, çeşitli olumsuz koşullardan dolayı yanlış meslek seçimine yöneliyor. Bu gençlerin bir kısmı erken yaşta tercih yapmak zorunda bırakıldığından bir kısmı aile baskısından bir kısmı ise maddi olanakların kısıtlılığından ideali olmayan bölümlerde okumak zorunda kalıyor. Bu nedenle meslek seçiminde yanlış adım atılmasına sebep olan nedenleri ve bu nedenlerden hangilerinin daha fazla gençler üzerinde etkili olduğunu öğrenmek için  Kocaeli ve  İstanbul’da okuyan 100 üniversite öğrencisine bu konuda hazırlanan anket sorularını yönelttik.

 

İnsanın hayatı boyunca yaptığı tercihlerin sonucunu mutlaka yaşayacağı göz ardı edilemeyecek bir gerçektir. Bu tercihlerin arasında insanın yaşamını en çok etkileyen ise meslek seçimine yönelik tercihlerdir. Çünkü meslekteki kazanç durumu bireyin hayatını olumlu veya olumsuz yönde büyük ölçüde etkisi altına alıyor.  Bireyin seçeceği mesleğe; karakter, beden, zihin açısından uygun olması ve yeterli olgunluğa sahip olması gerekir. Birey sahip olduğu mesleğiyle kendini ve yeteneklerini geliştirme yoluna gider. Aynı zamanda meslek, bireyin kişilik özelliklerini, ideallerini, hayat görüşünü, değerlerini de belirler. Çünkü insan kaliteli bir hayat sürmek için gününün büyük bir bölümünü çalışarak geçirir. Dolayısıyla meslek üzerine yapılan faaliyetler, bireyin ilgi ve yeteneklerine hitap ediyor olmalıdır.  Ancak günümüzde gençler meslek seçiminin öneminin farkında olmamakla birlikte, tercihlerde bulunurken sahip olunması gereken kriterleri göz ardı ederek, toplumda popülaritesi yüksek mesleklere yönelmekteler. Yapılan anket içerisinde bulunan “İdeal meslek/ bölüm hangisidir?” sorusuna gençler tarafından en fazla “popüler meslek” cevabı olurken , “ Bireysel özelliklerime ve yeteneklerime uygun olan” ise gençler tarafından verilen en az yanıt oldu. Doğru Tercih ve Akademik Vizyon programlarının yapımcısı ve aynı zamanda İstanbul Kültür Üniversitesi ArGe Merkezi genel koordinatörü Burak Kılanç, verilen bu cevabın ülkemizdeki şartlar göz önünde bulundurulduğunda çok şaşırtıcı olmadığını vurguladı. Gençlerin bu tercihleri yaparken bir yarış ortamı içinde bulunduğu ve yaşları dolayısıyla çok fazla bilinçli olmadığını söyleyen Burak Kılanç, “ Gençlerin bu şekilde davranmaları, yaşlarından dolayı normal görülmelidir. Çünkü gerçek hayatı ve iş dünyasını tanımayan gençler, insanın sevdiği iş ne olursa olsun o meslekte başarılı olunabileceğini ve başarının para ile saygıyı da beraberinde getireceğini düşünemiyorlar. Tam tersine toplum tarafından saygın görüldüğünü ve popüler meslek olduğunu düşündüğü alanları kendilerine hedef belirleyerek ona ulaşmaya çalışıyorlar.” dedi. Gençlerin bu konuda yaptıkları hataları ise üniversite ikinci - üçüncü sınıfında yada mezun olduktan sonra farkına vardıklarını söyleyen Kılanç, reel sektöre geçtiklerinde yaptıkları işi sevmiyorlarsa, bu konuda yetenekleri olmadığı inancındalarsa, önlerine çıkan  en ufak bir engeli bile aşılamayacak bir sorun olarak gördüklerini belirtti. Bu durumun tam tersi söz konusu olduğunda ise yani mesleğe ve bölüme sevgi söz konusu olduğunda yaşanan sorunların  kolayca aşılabileceğini dile getiren Kılanç, “Gençler ilk başta  işin cazibesine bakıyorlar. Tabiri-caizse ‘Şu meslek iyidir, parası da var’ deyip düşünmeden seçim yapıyorlar. Tıpkı aşk evliliği değil de o anki bakış açılarıyla mantık evliliği yapar gibi bir durum ortaya çıkıyor.” dedi.

 

“Ailelerinin isteklerini birincil sırada tutuyorlar”

Gençlerin meslek seçimi yaparken yaşadığı sorunların en başında ailelerin bilinçsizliği ve yönlendirme çabaları yer alıyor. Çünkü gençlerin büyük çoğunluğu bu dönemde kararsızlık içine düşüyor ve çevresinden gelen enformasyonlara oldukça fazla önem veriyor. Yapılan araştırmalarda da tespit edilen bu durum sonucunda ise gençlerin tercihleri çoğu zaman olumsuz yönde etkileniyor. Uzmanlar ise bu durumun nedeninin ebeveynlerin gençler üzerinde büyük ölçüde özellikle de maddi anlamda güce sahip olmalarına bağlıyor. Ayrıca bunun yanı sıra bazı ailelerinin kendi çocukluk veya gençlik dönemlerinde yapamadıklarını, çocuklarının yaşamında gerçekleştirmeye çalışmaları da bir diğer neden olarak görülüyor. Yapılan ankette,  “Okuduğunuz bölümü seçmenizdeki etken hangisidir?” sorusuna karşılık olarak gençler en fazla “Kazanmış olmam” cevabını verirken, ikinci sırada ise “Ailemin isteği” cevabı yer aldı. Aile etkisinin önemini gösteren bu soruya ise en az  “İdealim Olması” cevabı verildi. Yurt dışında ailelerin bireylerin üzerinde bu kadar baskın olmadığını, sadece çocuklarına bir danışman gibi fikir aktaran bir arkadaş gibi yaklaştıklarını vurgulayan Burak Kılanç, “ İngiltre’de bir akademik çalışma için bulunduğum dönem gençlerin tercih zamanına denk gelmişti ve oradaki bu sürecin nasıl yaşandığına ve ailelerinin çocuklarına nasıl yaklaştığına çok yakından şahit oldum. Bizim ülkemizde ebeveynler, daha çok okul ve yurt ortamlarını maddi yönden irdelerken, yabancı ülkelerde ebeveynler okulun olanakları, çalışma ortamlarının rahatlığını, akademik kadronun ne denli yeterli ve kaliteli olduğunu inceleyerek çocuklarına bilgi vermekte ve bunun dışında bir yönlendirmede bulunmamaktaydılar. Ben bu durumu şuna benzetiyorum; Türk aileleri çocuklarına karşı ‘Polis’ gibi yaklaşırken, yurt dışındakiler ise ‘Psikolog’ gibi davranıyorlar.” dedi. Türkiye’deki ekonomik tablo, ebeveynlerin sosyal statüleri ve eğitim durumları göz önünde bulundurulduğunda bu farkın oluşmasının doğal bir durum olduğunu belirten Kılanç, ailelerin yemeyip içmeyerek varolan tüm olanaklarını çocuklarının eğitimlerine harcadıklarını ve bu durumda çocukların ister istemez bir sorumluluk duygusu yaşadıklarını dile getirdi. Ayrıca Kılanç, bir yeri kazanmış olmanın bile gençlere yettiğini ve bu durumun gençlerde çok fazla rastlanan davranış türü olduğunu da konuşmasına ekledi.

Kocaeli’nde meslek/bölüm tercihlerine yönelik seminerler düzenleyen Uzman Rehber Hatice Demir ise, bu seçim süreci içerisinde ailelerin rehberlik birimleriyle ortak bir çalışma yürütmesini öngörerek, çocuğunun geleceğini yönlendirmede doğru yollar saptandığında başarının kaçınılmaz olduğunu belirtti. Türkiye’deki rehberlik hizmetleri konusuna da değinen Hatice Demir, “Ülkemizde aileleri bilinçlendirmek adına özellikle son yıllarda ciddi konferans ve seminerler yapılıyor. Ancak il yada ilçe geneline göre bu çalışmalara katılım sayı bakımından çok düşük oluyor. Yada konferans tanıtımları tam yapılamadığından ailelerin bu çalışmalardan haberi bile olmuyor. Sonuç olarak, her ne kadar aileler bu konuda bilinçlendirilmeye çalışılsa da karşı taraf  bu çabaya tepki vermiyor” dedi.

 

En Büyük Sorunlardan Biri: Bilinçsizlik

 

Ülkemizde eğitim sistemine yönelik yaşanan sorunlardan bir diğeri ise bilinçsizlik ve gençlerin yeterli rehberlik hizmetinden yoksun olmaları. Gençler gerek erken yaşta tercih yapmaları gerekse rehberlik eğitimi veren eğitimci sayısının azlığı ve bu alandaki yetersizlik, bölüm seçiminde hata yapmalarında önemli rol oynuyor. Bu sorunun ülkenin genelini kapsayan bir boyutta olduğunu söyleyen Hatice Demir, özellikle devlet okullarında en az yüz öğrenciye ancak bir rehber öğretmenin düştüğünü ve bu durumda öğretmenlerin sadece çok sorunlu öğrencilerle ilgilenmek zorunda kaldığını söyledi. Dolayısıyla meslek seçimi ve ÖSS sürecini tanıma hakkında öğrencilere katkı sağlanamadığını vurgulayan Demir, Kocaeli’nde bulunan her 10 liseden 7’sinde rehber öğretmeni bulunmadığının da altını çizdi. Bu tablo karşısında rehber eğitiminden yoksun kalan gençler ise kendilerine göre çözüm yolları bulmaya çalışıyor. Gençlerin bir kısmı ya bu konuda yeterli bilgi sahip olmayan ailelerinden destek almaya çalışıyor yada internetten edindikleri bilgilerle tercih yapmaya yöneliyor. Sonucunda ise, olumsuz sonuçlarla karşılan gençler, yerleştikleri bölümü istemeden okuyor, bir kısmı ise yeniden sınava hazırlanarak farklı bölümlere geçiş yapıyor.

“Mesleğinizi/bölümünüzü tercih ederken kime danıştınız?” sorusu yöneltilen gençler, %51 oranıyla kimseye danışmadığını söylerken, rehberlik hizmeti alan ve bu doğrultuda tercih yapan öğrenci ise %10’luk bir orana sahip. Bu sonucun çok fazla şaşırtıcı olmadığını söyleyen Burak Kılanç, Türkiye’de rehberlik hizmetinde ciddi sıkıntılar olduğunu vurguladı. Rehberlik mekanizmasının etkili çalışmadığını ve bunun ise çok ciddi sorunlar doğurduğunu vurgulayan Kılanç, “ Gençler,  kendilerini tanımaya çalıştıkları dönemde yani 12-13’lü yaşlardan itibaren başlayan süreçte maalesef rehberlik hizmetleri eksikliğinden ve ailelerinin bilinçsizliğinden sıkıntılar yaşıyor. Tercih döneminde ben gençlere hep şunu öneririm: ‘Arkadaşlar bu dönemde herkesi dinleyin ama tercihinizi teslim etmeden 1 gün önce odanıza çekilip tek başınıza düşünün. Ailelerinizin yada başkalarının sözlerini körü körüne uygulamayın. Çünkü bu sizin kendi hayatınız…Aslında ben gazeteci olmak istiyordum ama sırf babam istedi diye mühendis oldum demektense şimdi  tercih yapmadan önce, diğerlerinin fikirlerini kendi süzgecinizden geçirip,  şekillendirip, kristallendirip, kendinize, gönlünüze, mantığınıza sığan seçimler yapın.’” dedi. Ayrıca Kılanç, tercih döneminin, alan seçiminden başlayarak çok kat edilecek önemli bir yol olduğunu belirterek, eğer rehber öğretmenlerinin yanı sıra ailelerde bu konuda iyi eğitilir bilinçlendirilirse, tabandan ileriye doğru bir iyileşme olacağını, bireylerin mutlu olacağını ve dolayısıyla bireylerden oluşan toplumunda mutlu olacağını sözlerine etkiledi.

 

 “Öğrencilerin %60 bölümlerinden memnun değil”

 

Yapılan hatalı tercihler, gençlerin okudukları bölümlerden memnun olmamalarına yol açmakla birlikte, gençleri sevmediği alanda da çalışmak zorunda bırakıyor. Yapılan ankette gençlere sorulan “Mesleğinizden/bölümünüzden memnun musunuz?” sorusuna verilen yanıt, bu durumu açıkça ortaya koyuyor. Çünkü verilen cevaplara göre gençlerin %58’i memnun olmadığını dile getirirken, %11’li ise “Kısmen memnunum” cevabını vermiştir.  Türkiye genelinde ise, öğrencilerin %60’nın istedikleri bölümde okumadığını söyleyen Burak Kılanç, bu oranın çok korkunç bir rakam olduğunu vurgulamakla birlikte, Türkiye’de varolan eğitim sisteminde yaşanılması doğal bir sorum olduğunun da altını çizdi. Ayrıca Kılanç, başka bir istatistik raporlarına göre, her dört kişiden birinin ya ikinci üniversite için yada üniversite ara sınıf öğrencisi olduğu halde bölümünden memnun olmadığı için ÖSS’ye girdiğini belirtti. Uzman Rehber Hatice Demir ise bu konudaki görüşlerini şöyle dile getirdi: “Öncelikle  şunu söylemeyelim. Eski sistemdeki adıyla ÖSS’ye hazırlanan öğrencilerle ilk konuştuğumda öncelikle hedeflerinin ne olduğunu soruyorum ve öğrencilerden klişeleşmiş meslekler dışımda çok güzel cevaplar geliyor. Fakat bir süre sonra aileler işin içine giriyor ve gençlerin tercih ettiği bölümlere olumsuz yönde eleştirilerde bulunuluyor. Bu bölümden ne kazanabilir? gibi yorumlarla çocuğun tercihlerini olumsuz yönde etkiliyorlar. Bu sürecin devamındaysa, gençlerin en başta verdikleri cevapların çoğunda sapmalar olduğu gözleniyor. Sonucunda da çocuk istemediği bölümde okuyup iş hayatına atıldığında sevmediği için 25-30 yıl süren meslek hayatlarını zevk almadan mutsuz geçiriyor. “

İyi Bölüm Mü Yoksa İyi Üniversite Mi?

 

Öğrencilerin tercih dönemi yaşadığı sorunlardan bir diğeri ise, bölüm ve üniversite ikileminin içinde yer alması. Öğrenciler sınav sonucu elde ettikleri puan tablosu karşısında kimi zaman bölüme göre mi yoksa saygın olarak anılan üniversiteye göre mi tercih yapacakları konusunda kararsız kalıyor. Bir yanda ideali olan bir bölüm, diğer yanda ise kaliteli eğitim veren saygın bir kurum arasında kalan gençlerin çoğu, ideali olmayan sadece adının iyi olduğu üniversiteyi tercih etmekte ve ara sınıfta istedikleri bölüme geçiş yapmayı planlıyor. Ancak bu kararı veren gençlerin sayısı oldukça fazla olmasına rağmen, istedikleri bölüme geçişlerini yapan genç ise oldukça az. Bu durumu tıpkı saatli bir bombaya benzeten Burak Kılanç, “ Benim şahsi tercihim üniversitenin adına göre değil, idealim olan bölüme yönelik olurdu. Çünkü bir birey istediğinin arkasından koşmasını bilmesi gerekir. Aksi durumda ‘Ben matematiğe gireyim de sonra mühendisliğe geçiş yaparım’ diyen genç bunu gerçekleştiremese orada ciddi sorunlar yaşayacaktır.” dedi. Üniversite adının da önemli olduğunu belirten Kılanç, gene de tercih konusunda ideal mesleğinin ilk kriter olması gerektiğini vurguladı. Ayrıca her üniversitenin YÖK’ün kurallarına uygun görülerek açıldığını söyleyen Kılanç, bu anlamda hemen hemen her üniversitenin günümüzde kaliteli eğitim verdiğinin de altını çizdi.

 Bu konuda Hatice Demir ise, gençlerin genelde Ege, Akdeniz ve Marmara Bölgesi’ndeki üniversiteleri her zaman daha cazip gördüğünün altını çizerek, konuşmasına şöyle devam etti: “ İyi üniversite mi yoksa iyi bölüm mü? sorusuna cevap vermek gerekirse, bir uzman olarak fikrim, hangi üniversite olursa olsun yapılması gereken istenilen bölümün okunmasıdır. Bunun dışında bir de ailesinden bunalan ve bu nedenle üniversite okumak isteyen gençlerin oluşturduğu bir tablo var. Bu gençler, genelde aile baskısından bunalmış oluyor ve özgürlüğünü kazanmak adına hangi üniversite yada bölüm olursa olsun tercih ediyor. Bu öğrencilerin sayısı da azımsanmayacak kadar çok. ”

“Teknisyenler iyi maaş alırsa meslek liselerine talep artar”

 

Tercih döneminde meslek lisesi mezunu gençlerin yaşadığı sorunlarsa çok daha fazla ve farklı bir çerçevede ele alınması gerekir. Meslek liselerinin önünde varolan katsayı problemi engeli, üniversite okumak isteyen gençlerin ideallerini gerçekleştirmesini büyük çapta engelliyor. Meslek lisesi mezunu olan gençlerin bir kısmı iki yıllıklara geçiş yaparken bir kısmı ise açık öğretime kayıt yapıyor. Dört yıllık üniversite hayalini yaşatmak isteyen çok az sayıdaki öğrenci ise iki yıllığın ardından kazanılması imkansız gibi gözüken ve kontenjanı bir hayli düşük olan Dikey Geçiş Sınavı’na hazırlanarak fakültelere geçiş yapıyorlar. Bu zorlu maratonda tercih yapabilecekleri tek alan ise mezun oldukları meslek lisesinde okudukları bölüm. Bu doğrultuda okudukları bölümden memnun olmayan ancak tercih edecekleri başka bir bölüm şansı da olmayan gençler, sırf dört yıllık üniversite mezunu olabilmek için, 6 yıllık eğitim hayatını istemediği bir bölümü okuyarak geçiriyor. Türkiye’de meslek lisesi ve iki yıllık meslek yüksekokul mezunlarına gereken önemin verilmediğini belirten Kılanç, “ Meslek liselerini amacı iş dünyasının ihtiyaç duyduğu ara elamanı yetiştirmektir. İş dünyası bu bölüm mezunlarına gereken kıymeti veriyor olsa meslek lisesini okumak insanları tatmin edecektir.” dedi. Meslek liselerinin popülaritesi yüksek olmadığından tercih edilmediğini ve bu durumun çok normal olduğunu belirten Kılanç, “Genç, ben teknisyen olacağıma 4 yıl okuyup mühendis olurum diyor. Ama teknisyenler iyi maaş alıyor olsa, çalışan en azından tatiline gidiyor, kirasını rahat ödüyor olsa, meslek lisesi onlara yetecektir. ” dedi.

 

Tek çözümü: Rehberlik hizmetini arttırmak

Gençlerin meslek seçimi konusunda yaşadıkları sorunların çoğunun temelinde rehberlik hizmetinin yeterli olmaması yatıyor. Yaşanılan bu sorunların çözümünün çok basit olduğunu belirten Burak Kılanç, yapılması gerekenin sadece donanımlı ve alanında uzman rehber öğretmenler yetiştirmek olduğunu söyledi. Kılanç, eğer liselerdeki rehber öğretmenler iyi bilinçlendirilir ve güvenilir kaynak haline getirilirse zaman içerisinde bu sorunun çözüleceğini vurguladı. Özellikle devlet okullarında ilk öğretim döneminden başlayarak öğrencilerin kişisel yeteneklerinin saptanması gerektiğini söyleyen Hatice Demir,  ancak bu doğrultuda rehberlik ve  ailelerle iş birliği içerisinde çocuğun gelişim sürecine olumlu katkıda bulunulabileceğinin ve birlikte hareket ederek başarılı bireyler yetiştirilebileceğinin altını çizdi.

Rehberlik alanında çeşitli çalışmalar planladıklarını belirten Burka Kılanç ise , “ Bir dahaki tercih dönemine kadarki süreç içerisinde yaşanılan bu sorunlara yönelik İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile çeşitli projeler geliştirmekteyiz. Şu anda üzerinde çalıştığımız “Geleceğe Yön Ver “ adlı bir projeyle yeni sınav sistemi, tercihin nasıl yapılacağı ve ailelerle birlikte öğrencilerin nasıl yönlendirileceği ile ilgili eğitici konferanslar dizisine başlıyoruz. Eğer başarı elde edilirse bu proje tüm Türkiye’de uygulanacak. Bunun yanı sıra bu konuyla ilgili bir web sitesi de hazırlıyoruz. Bu sitede rehber öğretmenlerin kendi aralarında fikir alışverişi yapabileceği ayrıca bizim yapacağımız konferansların videolarının da ulaşılabileceği bir site olacak. ”dedi. Eğer cephede savaşan asker (rehber öğretmen) ne yapacağını bilmiyorsa ve silahı yoksa, tepedeki komutanlar ne yaparsa yapsın savaşı kazanamayacağını söyleyen Kılanç, son olarak gençlere şu öğütleri verdi:

“İlk olarak gençler öncelikle kendisini tanımalıdır; bedensel özellikleri, sağlık durumu, güçlü ve zayıf yönleri, zeka özellikleri, özel yetenekleri, ilgi ve istekleri, kişilik ve karakter yapısı, ulaşmak istediği idealler hakkında bilgi sahibi olmalıdır. İkincisi; gençler meslekleri tanımalı, tercih etmek istediği meslekler hakkında bilgi toplamalı ve bu meslekleri çeşitli kaynaklardan tanımaya çalışmalıdır. Ayrıca bu mesleklerin çalışma ortamını ve koşullarını, meslekte aranan yaş, yetenek, cinsiyet özelliklerini, yapılacak işin niteliğini, mesleğe nasıl hazırlanıldığını, meslekteki ilerleme şansını, kazanç durumunu, iş bulma olanaklarını ve işin geçerliliğini bilmelidir. Son olarak; gençler, kendi özellikleriyle, seçmeyi düşündüğü mesleğin nitelikleri arasındaki uygunluğu, paralelliği araştırmalıdır. Rastgele meslek seçimi yapmaktan kaçınmalı, seçmeyi düşündüğü meslekte aranan niteliklerin kendisinde bulunup bulunmadığını gözden geçirmelidir. Yetenekli olmadığı, ilgi duymadığı, sevmediği, sadece moda olan bir alana, mesleğe yönelmekten ve ani kararlar almaktan kaçınmalı, seçeceği mesleğin bütün yaşamını şekillendireceğini unutmamalıdır. Genç, birey-meslek uygunluğu sağlandığı takdirde ancak mutlu olabileceğini hatırdan çıkartmamalıdır. Unutmayalım ki Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi toplumumuzu hakikat hedefine, mutluluk hedefine ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır: Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, öteki milletin geleceğini yoğuran eğitim ordusudur...”

 

Daha Fazla Göster 19/05/2010 || 1946

Sevmekle Başlar Her Şey

İnsani duyguları bilimsel metotlarla bir araya getirerek hayvanların korunması konusunda çalışmalarını sürdüren Kocaeli Büyükşehir Belediyesi sokak hayvanlarının sorunlarına çare buluyor. Kısırlaştır-Aşılat-Yaşat (KAY) projesi kapsam...

Daha Fazla Göster 17/05/2010 || 1968

Sanal Oyunlara Dikkat!

Çocukları saatlerce bilgisayar önünde tutan sanal oyunların çocukları şiddete sevk ettiğini ve sosyalleşmelerine engel olduğunu ifade eden Uzmanlar, bu noktada ebeveynleri dikkatli olmaya çağırıyor.

Daha Fazla Göster 17/05/2010 || 2071

D-e-p-r-e-s-y-o-n'dan Uzak Durun

Depresyon, genellikle insanın üzüntülü, kederli ve hüzünlü ruh halini tanımlamak için kullanılan bir sözcük olmasına rağmen hafife alınmaması gereken bir durum. Zira depresyon insanın duygu düşünce ve davranışlarında çöküntü yaratan...

Daha Fazla Göster 10/05/2010 || 1783

KAYNAK: BBC NEWS Ahmadinejad, Nükleer Toplantı Öncesi ABD Vizesi İçin Uğraşıyor.

İran Başbakanı Mahmoud Ahmadinejad gelecek haftaki ABD ziyareti için vizeye başvurdu.

Daha Fazla Göster 03/05/2010 || 1785

Dünya Ortak Bir Dili Konuşabilir mi?

'Çağdaş dil bilimi ekolleri,muhafazakar,liberal ve solcu düşünürler bir noktada birleşiyorlar;İnsan alet kullandığı için değil,söz sayesinde insan haline geldi.İnsanı insan yapan ne dik yürümek,ne toprağı sopayla eşeleyip yiyecek bulm...

Daha Fazla Göster 30/04/2010 || 1947

Geleceğin Yayıncılık Anlayışı: IPTV

Gelecek yıllarda daha aktif olarak görmeye başlayacağımız IPTV ile televizyon yayıncılığının anlayışı değişiyor.

Daha Fazla Göster 26/03/2010 || 1934

GDO'lu Ürünler Zararlı mı?

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ilgili Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin ardından GDO’ lu ürünler ile ilgili endişeler yine gündeme geldi. GDO’ lu ürünlerin yararlı mı yo...

Daha Fazla Göster 25/03/2010 || 1896

Bacadan Çıkan Tehdit

Manisa'nın Soma İlçesi'nde bulunan elektrik üretiminin gerçekleştiği termik santralinin bacalarından çıkan karbonmonoksit gazı ilçe sakinlerini ve ilçenin yakın çevresini ciddi boyutta tehdit ediyor.

Daha Fazla Göster 01/03/2010 || 1855

İnsanlığın Yeni Savaş Aracı Biyoterörizm

Uluslararası terör kapsamında etkileyici bir yeri olan biyolojik savaşın kamuoyunda algılanışı yavaşça risk toplumunda yaşadığımız görüntüsü veriyor.

Daha Fazla Göster 02/01/2010 || 1983

Gençliğin en büyük sorunlarından biri: Kuşak çatışması

Bir taraftan değişime ayak uydurmaya, bir taraftan da ailesinden aldığı değerleri muhafaza etmeye çalışan pek çok genç aileleriyle çatışmaya girebiliyor.

Daha Fazla Göster 31/12/2009 || 2041

Kaynak: BBC NEWS Libya’ da İnsan Haklarında Sınırlı İlerleme Görülüyor

New York’ ta ki İnsan Hakları İzleme Örgütü, Libya’ da aralarında ifade özgürlüğünün de bulunduğu bazı gelişmelerin olduğunu söyledi.

Daha Fazla Göster 15/12/2009 || 1804

Sosyal Bilimlerin Önemi Giderek Artıyor

Sosyal bilimler alanındaki boşluğu doldurmak amacıyla kurulan sosyal bilimler liselerinin önemi çağdaş eğitim sistemimize yeni bir vizyon getiriyor.

Daha Fazla Göster 19/11/2009 || 2408

Sözün Bittiği Yerde Ayakkabı Konuşuyor

Geçtiğimiz günlerde tekrar meydana gelen ayakkabı fırlatma eylemiyle ilgili alanlarında uzman Prof. Dr. Füsun Alver'le ve Yrd. Doç. Dr. Yücel Demirer'le bir söyleşi gerçekleştirdik

Daha Fazla Göster 29/10/2009 || 2050

Üniversiteli Gençlerin Kitaplara Olan İlgisi Azalıyor

Kocaeli' de bulunan kitapçılar ve çeşitli fakültelerde açılan kitap standları öğrenciler tarafından eskiye oranla daha az rağbet görüyor

Daha Fazla Göster 27/10/2009 || 1954

Dilimiz Kuşatma Altında

21.yüzyılda da dilimize giren yabancı kelime sayısı artarak devam ediyor.Türkiye'nin farklı kültürlere olan özentisi öz Türkçemizi büyük bir yok oluşun eşiğine getirdi.

Daha Fazla Göster 26/10/2009 || 2076