ARAŞTIRMA & DOSYA Kategorisinde 101 haber bulunmaktadır...

GDO'lu Ürünler Zararlı mı?

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ilgili Biyogüvenlik Yasa Tasarısı’nın Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilmesinin ardından GDO’ lu ürünler ile ilgili endişeler yine gündeme geldi. GDO’ lu ürünlerin yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu konusu insanları oldukça etkiliyor.

Bir canlıdaki genetik özelliklerin kopyalanarak, bu özellikleri taşımayan bir canlıya aktarılması sonucunda üretilen yeni canlıya ‘genetiği değiştirilmiş organizma’ ya da kısaca ‘GDO’ adı veriliyor. Gen aktarılan canlının DNA’ sı değiştiriliyor ve kendi türünde olmayan özellikler ediniyor. Bu ürünler transgenik ürünler olarak da adlandırılıyor. İlk transgenik (genetiği değiştirilmiş) ürün, FlavrSavr domatesi 1996 yılında raflardaki yerini aldı. FlavrSavr, domatesin raf ömrünü uzatmak ve taşınmasını kolaylaştırmak için üretildi. Ancak yapılan deneyler sonucunda transgenik domatesleri yiyen farelerin midelerinin delindiği görüldü ve ürün piyasadan toplatıldı. Domatesi mısır ve pamuk izledi. Şu anda 30’ a yakın GDO’ lu ürün çeşidi bulunuyor ve bunun %99’ unu mısır, soya, pamuk ve kanola oluşturuyor. GDO’ lu soya, sucuk, salam, sosis gibi kırmızı et içeren ürünlerde, çikolatalı ürünlerde, pastacılık ürünlerinde, süttozu ve hazır çorbalarda kullanılıyor. GDO’ lu mısır ise mısırdan elde edilen nişasta bazlı tatlandırıcılarda (glikoz şurubu), gazoz, kola, meyve suları, mısır yağı ve hazır çorba üretiminde kullanılıyor.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ilgili Biyogüvenlik Yasa Tasarısı ise Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Bu yasaya göre, GDO veya ürünlerinin ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı serbest bırakılması, piyasaya sürülmesiyle genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların kapalı alanda kullanımına, bilimsel risk değerlendirmesine göre karar verilecek. GDO’ lu ürünlerin insan, hayvan ve bitki sağlığı ile çevre ve biyolojik çeşitliliği tehdit etmesi halinde başvurular reddedilecek. Ürünlerin; onay almadan piyasaya sürülmesi, Biyogüvenlik Kurulu kararlarına aykırı kullanılması veya kullandırılması, genetiği değiştirilmiş bitki ve hayvanların üretimi, amaç ve alan dışında kullanımı, bebek mamaları ve bebek formülleri, devam mamaları ve devam formülleri ile bebek ve küçük çocuk ek besinlerinde kullanılması yasak olacak. Piyasaya sürülen GDO ve ürünlerinin kontrol ve denetiminden bakanlık sorumlu olacak. GDO ve ürünleriyle ilgili olarak herhangi bir riskin ortaya çıkabileceği yönünde yeni bilimsel bilgilerin ortaya çıkması durumunda karar, Biyogüvenlik Kurulu tarafından iptal edilebilecek. Etiketlerinde ürünün GDO içerdiği bilgisi yer alacak.

GDO ve ürünleriyle ilgili yapılan başvuruların değerlendirilmesi ve diğer maddelerin yürütülmesi için 9 üyeli Biyogüvenlik Kurulu oluşturulacak. GDO ve ürünlerini, yasa hükümlerine aykırı olarak ithal eden, üreten veya çevreye serbest bırakan kişi, 5 yıldan 12 yıla kadar hapis ve 10 bin TL’ye kadar adli para cezasına çarptırılacak. İthal edilen, işlenen GDO’ ları ve ürünlerini, amaç dışında kullanan, satan, satın alan, bulunduran kişi 4 yıldan 9 yıla kadar hapis cezasına mahkûm edilecek. GDO’ lu ürünleri, ithal izninde belirlenen amaç ve alan dışında kullanan, satışa sunan, satın alan kişi ise 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Yalan beyanda bulunarak ithal iznini alan kişi, 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasına çarptırılacak. Bu sonuçların bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, tüzel kişiye 200 bin liraya; yükümlülükleri yerine getirmeyen başvuru sahiplerine her bir hükümlülük ihlali dolayısıyla 30 bin liraya kadar para cezası kesilecek.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) ilgili yasa tasarısının onaylanmasının ardından GDO’ lu ürünler hakkında endişe ve kuşkular da artmaya başladı. GDO’ nun ne olduğu, hangi ürünlerde bulunup bulunmadığı, yararlı mı yoksa zararlı mı olduğu soruları giderek çoğalıyor. Kocaeli Üniversitesi İhsaniye Meslek Yüksek Okulu Gıda Teknolojisi Programı Arş. Gör. Nadide Seyhun, GDO’ lu ürünlerin avantajları olabileceği gibi uzun vadede oluşabilecek yan etkilerinin bilinmemesinden dolayı çeşitli dezavantajlarının da olabileceğini söyledi. GDO’ lu ürünlerin avantajları hakkında Seyhun,’ GDO’ lu bitkiler, ilaçlara ya da zararlılara karşı daha dirençli oluyor. Bu da kimyasal böcek ilaçlarının kullanılmasını azaltıyor. En önemli avantajlarından biri ise tarıma uygun olmayan alanlarda tarım yapılabilmesini sağlaması. Günümüzde mısır ve pamuğun zararlılara, soya ve kanolanın böcek ilaçlarına, papaya ve kabağın da virüslere karşı dirençli olmasında GDO teknolojisi kullanılıyor. Genlere müdahale ederek bitkilerin lezzet, besleyicilik ya da dayanıklılık gibi özelliklerini geliştirebiliyor. İstenmeyen durum ve olaylara daha kolay müdahale edilebiliyor. Bir yılda birkaç kez ürün alınabiliyor ve ürünün verimliliği arttırılabiliyor. Küresel ısınmanın etkisiyle yakıcı hale gelen iklim koşullarında ürün alabilmek için susuzluğa dayanıklı bitki geliştirme çalışmaları yapılıyor. Bitkileri soğuğa dayanıklı hale getirmek için soğuk sularda yaşayan bir balıktan elde edilen donmaya karşı etkili gen tütün ve patates gibi bitkilere aktarılıyor. Böylece ani don olaylarında bitkiler donmuyor. Ayrıca koyun, keçi, inek, tavuk, domuz ve balık gibi hayvanlarda doğurganlığın, büyüme hızının, hastalıklara karşı direncin, süt üretiminin ya da besin kalitesinin arttırılması için kullanılıyor’ dedi.

GDO’ lu ürünlerin dezavantajlarına da değinen Seyhun,’ GDO konusunda en önemli tartışma insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri ve uzun vadedeki sonuçların bilinmemesi üzerinde yapılıyor. GDO’ lar insan sağlığı üzerinde alerjik reaksiyona neden olabiliyor, antibiyotik direncini zayıflatıyor ve toksit etki yaratabiliyor. Ancak GDO’ lu ürünlerin en önemli dezavantajı, uzun dönemde sağlık üzerindeki etkilerinin bilinmemesi ve henüz bilinmeyen sağlık risklerinin uzun dönemde ortaya çıkma olasılığı. GDO’ lu ürünler üzerindeki deneysel çalışmalar devam ediyor ama GDO’ nun geçmişi çok eskiye dayanmadığı için uzun vadede oluşabilecek riskler hakkında çok fazla bilgi bulunmuyor. Ayrıca genlerin insan vücuduna transfer olabilme ihtimali ve genetiği değiştirilmiş fidanlardan doğal ortamda geleneksel ürünlere gen hareketi olabilmesi de tartışılan konular arasında yer alıyor. GDO’ lar farklı yollarla eklenmiş farklı genleri içerir. Bu sebeple, her bir genetik gıda ve onun güvenirliliği ayrı ayrı bazlarda değerlendirilmelidir. Tüm genetiği değiştirilmiş gıdaların güvenirliliği üzerinde genel bir karar oluşturmak mümkün değildir. GDO’ lar insan sağlığı dışında ekosistem üzerinde de olumsuz etkilere sahip. Normal ve organik tarımı tehdit ediyor. Ne kadar uzak alanda olursa olsun rüzgâr ve arılar yoluyla organik ürünlere de bulaşıyor. GDO’ lu tarım yapılan alanlardaki haşereleri yiyen kuşların türü tükeniyor. Canlı türleri açısından tehdit oluşturuyor. Biyoçeşitliliği yok ediyor. GDO’ lu ekinler, tozlanma yoluyla aynı türden akrabalarının da genlerini değiştirebiliyor. Bir diğer nokta ise bitkinin genetik yapısıyla oynayan şirketlerin elde ettikleri tohumlara patent alması ve tohumun sahibi olmasıdır. Böylece çiftçiler şirketlere her yıl para ödeyerek tohum almak zorunda kalıyor’ diye konuştu.

Kocaeli Üniversitesi İhsaniye Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Halil Samet, GDO’ lu ürünler hakkında yapılan tartışmaların rant kavgası şeklinde yapıldığını ve mutlaka bilimsel çalışmaların yapılması gerektiğinin altını çizerken,’Muhakkak bilimsel araştırmalar yapılmalı. GDO, bazı endemik türleri korumak için ya da açlığı önlemek amacıyla kullanılacaksa yararlı olabilir. Ancak bu günkü gibi sonuçları belli olmadan insanlara verilmesi zararlıdır. İşin rant kavgasından kurtarılması gerekir’ dedi. Ayrıca halkın da bu konuda bilgisiz olduğuna dikkat çeken Samet, halkın da bu konuda muhakkak bilinçli hale getirilmesi gerektiğini söyledi.

 

Daha Fazla Göster 25/03/2010 || 1914

Bacadan Çıkan Tehdit

Manisa'nın Soma İlçesi'nde bulunan elektrik üretiminin gerçekleştiği termik santralinin bacalarından çıkan karbonmonoksit gazı ilçe sakinlerini ve ilçenin yakın çevresini ciddi boyutta tehdit ediyor.

Daha Fazla Göster 01/03/2010 || 1871

İnsanlığın Yeni Savaş Aracı Biyoterörizm

Uluslararası terör kapsamında etkileyici bir yeri olan biyolojik savaşın kamuoyunda algılanışı yavaşça risk toplumunda yaşadığımız görüntüsü veriyor.

Daha Fazla Göster 02/01/2010 || 1999

Gençliğin en büyük sorunlarından biri: Kuşak çatışması

Bir taraftan değişime ayak uydurmaya, bir taraftan da ailesinden aldığı değerleri muhafaza etmeye çalışan pek çok genç aileleriyle çatışmaya girebiliyor.

Daha Fazla Göster 31/12/2009 || 2059

Sosyal Bilimlerin Önemi Giderek Artıyor

Sosyal bilimler alanındaki boşluğu doldurmak amacıyla kurulan sosyal bilimler liselerinin önemi çağdaş eğitim sistemimize yeni bir vizyon getiriyor.

Daha Fazla Göster 19/11/2009 || 2425

Sözün Bittiği Yerde Ayakkabı Konuşuyor

Geçtiğimiz günlerde tekrar meydana gelen ayakkabı fırlatma eylemiyle ilgili alanlarında uzman Prof. Dr. Füsun Alver'le ve Yrd. Doç. Dr. Yücel Demirer'le bir söyleşi gerçekleştirdik

Daha Fazla Göster 29/10/2009 || 2066

Üniversiteli Gençlerin Kitaplara Olan İlgisi Azalıyor

Kocaeli' de bulunan kitapçılar ve çeşitli fakültelerde açılan kitap standları öğrenciler tarafından eskiye oranla daha az rağbet görüyor

Daha Fazla Göster 27/10/2009 || 1966

Dilimiz Kuşatma Altında

21.yüzyılda da dilimize giren yabancı kelime sayısı artarak devam ediyor.Türkiye'nin farklı kültürlere olan özentisi öz Türkçemizi büyük bir yok oluşun eşiğine getirdi.

Daha Fazla Göster 26/10/2009 || 2091

Tarihin esintisi gölge oyunları

Tarihin mirası, geçen zamanda yaşanan ramazan aylarının aynası, geleneksel emanetimiz gölge oyunlarını daha yakından tanımak isteyenler, işte size küçük bir araştırma...

Daha Fazla Göster 25/10/2009 || 2041

Kadına Yönelik Şiddet Artıyor

Türkiye’de 2008 yılında da kadınlar şiddetle yaşamaya devam ediyor.Türkiye’de aile içinde dayak yemek her on kadının üçünün yaşamının bir parçası.Milyonlarca kadın için ‘ev’ şiddetin en yoğun ve gizli yaşandığ...

Daha Fazla Göster 30/11/2008 || 2113

Geçmiş gün ışığına çıktı

Yenikapı'da yapılan Marmaray Metro kazı çalışmaları sırasında birçok tarihi kalıntı ortaya çıktı.

Daha Fazla Göster 03/11/2008 || 1812

Türkiye ilk İlik Bankası'nı kuruyor

Sağlık Bakanlığı, TÜRK-KÖK projesi kapsamında Ulusal Kemik İliği ve Hücre Bankası oluşturacak.

Daha Fazla Göster 28/10/2008 || 2085

Olmaz'ı Olur Ettiren Oyuncaklar Müze'de Can Buluyor

Daha çocukken bize hayatı öğreten, bizi büyüklerin dünyasına hazırlayan oyuncaklar 2005'den beri İstanbul Oyuncak Müzesi'nde geçmişi özleyen ve merak edenlerle buluşuyor.

Daha Fazla Göster 18/05/2008 || 1867

Kocaeli'de kanser arttı mı?

Kanser Erken Teşhis ve Tanıma Merkezi(KETEM)'nden sorumlu Dr. Turhan Şahiner, Kocaeli'nde kanseri oluşturan her türlü koşulun var olduğunu ve buna bağlı olarak kanser oranının da arttığını belirtti.

Daha Fazla Göster 13/05/2008 || 2097

Ketenin öyküsü

Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma Vakfı’nın (ÇEKÜL) keteni yaşatmak için başlattığı çalışmalar devam ediyor. Vakfın Kocaeli İl Temsilcisi Numan Gülşah, ketenin Kandıra bölgesinde yeniden etkin konuma getirilmesi için çiftçiye k...

Daha Fazla Göster 12/05/2008 || 2311

Kocaeli Üniversitesi'nde Kültür ve Sanat Faliyetleri

Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi'nde Yrd.Doç. olarak görev yapan Emel Karagöz ile Kocaeli ili ve Kocaeli Üniversitesi'nde yapılan kültürel ve sanatsal etkinlikler hakkında bigi aldık.

Daha Fazla Göster 08/05/2008 || 1816