RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ Kategorisinde 263 haber bulunmaktadır...

Anchorman olmaktansa iyi bir haber spikeri olmayı tercih ederim

17 yıldır medya sektöründe haber spikerliği yapan Kaan Yakuphan bize mesleğe nasıl başladığını, ne gibi zorluklarla karşılaştığını, günümüz medyasını ve anchorman kavramını anlattı. Yaptığımız sohbette gayet samimi olan Yakuphan 'Anchorman olmaktansa iyi bir haber spikeri olmayı tercih ederim' dedi.

Alaylı mısınız, mektepli mi?

Ben hem alaylıyım hem mektepliyim. 1988’de TRT sınavına katıldım ve 18 bin kişiden otuz yedi kişi arasına girdim. 1989’da da TRT’de spiker olarak başladım. Bu açıdan alaylıyım çünkü spikerlik için o dönemde de spikerlik okulları mevcuttu. Beş sınavdan geçerek kazandım o sınavı. İletişim fakültesi sektörün bu koluna eleman yetiştirecek kurumlar değil. Üniversite olarak İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu'nu bitirdim. Ayrıca şu anda İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğrencisiyim. Aslında hem mektepliyim hem alaylıyım ama kendimi alaylı görüyorum. Mektepli demek hem tecrübe hem de farklı konularda eğitim gerektirir. Bir hukuk adamı da bu işi yapabilir.

TRT’den sonra iş yaşamınıza nasıl devam ettiniz?

1 yıl TRT’de çalıştıktan sonra özel kanallar kurulmaya başladı. Asil Nadir’in Almanya’da kurduğu bir kanal vardı. Oradan çağırdılar ancak ben korktum, çekindim. Çünkü zorlu yolları aşarak devlet kanalı olan TRT’de kadro almışım, bu yüzden başka bir kanala geçmek istemedim. Fakat daha sonra Magic Box Star 1 kuruldu ve oradan teklif geldi. Bir yenilikti bu ve çok büyük riskler taşıyordu. Çünkü yasal alt yapısı yoktu hatta korsan kanallar deniliyordu. Ama ben Star’a geçtim çünkü TRT’de yükselme imkanı çok yoktu. İyi bir kademeye gelebilmeniz için orta yaş ve üstünde olmanız ya da birilerinin emekliye ayrılmaları gerekiyordu. Bu yüzden Star’a geçtim ve 2 yıl Almanya’da yaşadım. Tam da Körfez Savaşı'nın çıktığı döneme denk geldi. 2 yıl sonra Türkiye’ye geldim ve Star'da 3 yıl daha çalıştım. Ana haber de sundum ara haberde sundum. Türkiye’nin ilk reality şovlarından 'Yakın Takip' programını da sundum. Daha sonra Atv’ye geçtim ve 4,5 sene Atv’de çalıştım. 1998 Kasım ayında tv8 den çağırdılar ve 7 yıldır da buradayım.

Peki bu işi yapmaya nasıl karar verdiniz?

O dönemlerde Türkiye’de sadece devlet televizyonu ve radyosu vardı. İşimi isteyerek yaptım ve hala büyük bir istekle yapıyorum. Bu mesleği seçmemde çevremdeki insanlarında etkisi oldu. Ama doğrusunu söylemek gerekirse idealimdeki meslek bu değildi. Hukuk düşünüyordum ancak hiçbir şeyin kolay olmadığı gibi avukatlıkta kolay değil. İnsanın çocukken, gençken düşündüğü şeylerle yaşamın size sundukları aynı olmuyor. İşimi çok seviyorum hatta mesleğe başladığım ilk yıllarda 'Çok sevdiğim bir iş yapıyorum üstüne para veriyorlar' diyordum. 17 yıldır da bu işi yapıyorum.

 Yaptığınızın işin avantaj ve dezavantajlarını nasıl değerlendiriyorsunuz, size göre riskleri nelerdir?

Her işin risk ve sorumlulukları vardır. Bir inşaatta çalışan insanın da, bir doktorun da sorumlulukları var. İnşaatta çalışan işçi yaptığı işi doğru yapmazsa yarın öbür gün orada oturan insanların hayatını tehlikeye atmış olur. Eğer bir doktor doğru teşhis ve tedavi uygulayamıyorsa büyük bir sorun var demektir. Bizim işimizde böyle; kamera önünde olduğu için riske daha açık. Fakat yılların kattığı tecrübeyle bu riskleri ortadan kaldırmayı yada en aza indirmeyi öğreniyorsunuz. Hata olabilir çünkü hata insana dair bir şeydir. Bizim işimizde risk şudur, eğer çok fazla bilmediğiniz bir işte çalışıyorsanız ve de ahkam kesiyorsanız işte o zaman yanlış bilgiler verebilir ve insanları yönlendirebilirsiniz. Ağzınızdan kaçabilecek birkaç hatalı sözcük sizin meslek hayatınızı sonlandırabilir yada çok ciddi sorunla yaşatabilir. Ben şu ana kadar çok ciddi bir riskle karşılaşmadım. Canlı yayında başıma pek çok şey geldi; üzerime dekor da devrildi, bantlar girmedi, yayın kesildi başka şeylerde oldu ama çok ciddi bir sorunla karşılaştım diyemem.

 Size göre ‘Spikerlik’ ve ‘Gazetecilik’ ne anlama geliyor?

Son yıllarda bu kavramlar arasında çok ciddi bir kayma var. Spiker deniyor ama bu işin eğitimini almamış yada layıkıyla  yapamayacak olan insanlar da spikerlik yapıyor. Bir de 'Anchorman' kavramı çıktı son günlerde. Anchorman kavramını bile tam olarak kavramamış, anlamamış hatta o özellikleri taşımayan pek çok insan kendini anchorman olarak sunuyor yada onu anchorman olarak sunuyorlar. Spiker; doğru, akıcı, gerçek Türkçe’yle konuşan ve yaptığı işin sorumluluğunu taşıyabilen kişidir. Halkla birebir iletişim kurabilen kişidir. Bir haber spikeri zamanla deneyim kazanarak, kendini bilgi ile doldurarak, haberin içinde yaşayarak, haberin mutfağında bulunarak anchorman olabilir. Bir muhabir de zamanla kendini geliştirerek haber sunucusu olabilir. Anchormanı bir örnekle anlatmak istiyorum; geçenlerde televizyonda büyük kanallardan birinde yeni başlayan bir anchormanı izliyorum. Bir anda haberi okuduğu promteri kilitlendi bir terslik oldu  ve anchorman hiç bir şey söyleyemedi, bir cümle dahi kuramadı. İşte anchorman orada elinde metin de olmasa, önünde promter cihazı kilitlense de en azından haberleri bildiği için haber üzerine birkaç dakika koyup haberi aktarabilen insandır. Anchorman elinde kayıt dahi olmasa yayını saatlerce götürebilen insandır. Haberin ne olduğunu bilen, gelişmelerini takip edebilen, sorumluluğunu taşıyabilen ve ekranda bunu gösterebilen insandır. Sadece önündeki metini okumakla anchorman olunsaydı bugün pek çok kimse iyi yada kötü anchorman olabilirdi. İnsanlar kendilerine anchorman diyorlarsa ellerinde bir metin olmadığı zaman konuşabilmeliler. Ben bunu yapabildiğimi düşünüyorum. Geçmiş dönemlerde de günde 6-7 saat haber masasından kalkmadan yayın götürdüğümü biliyorum. Önümde bir sayfalık metinle 3 saat yayın yaptığımı biliyorum. Dolaysıyla kim anchorman kim değil, halkın da kafasını karıştırıyorlar. Bir de insanlar kendilerini farklı lanse ettiriyorlar. Elmalarla armutlar karışmaya başladı. Ama ben ne elmayım ne armudum. Bu yüzden anchorman yerine haberi bilen iyi bir spiker olmayı tercih ederim. 

 Peki şuan da gelmek istediğiniz konumda mısınız?

İnsan her zaman kendi kariyeri ve hayatıyla ilgili kararları kendisi vermiyor. Mesleki haytımda hata yaptığımı düşünmüyorum. 38 yaşındayım 17 yıldır bu işi yapıyorum. 7 yıldır buradayım. TV8'de ana haber de sundum. Şimdi de öğle haberlerini sunuyorum. Ne olabilirdi; diğer büyük kanalın ana haberini okuyabilirdim, ki zamanında ATV'de Star Tv'de çalıştım. Burada  çalıştığım süre içinde Kanal D ve TGRT'den de teklif aldım. Fakat ben huzurlu bir ortamda bu işi yapmayı tercih ettim. Burası bir aile ortamı, ekrandan ne görünüyorsa burada yaşananlar da aynı şekilde. Burada kurallar anlaşma gibi kurala dökülmemiş, ancak insanların uyumu içinde gerçekleşiyor. Buraya gelen stajyer yada yeni başlayan çalışan buradaki kurallara zamanla alışır. Buradaki kurallar sıkıcı yada diktatöryel bir yapıda değil aile ortamında gerçekleşiyor. Burada birebir kimseye önü kesilsin yada mutsuz olsun diye bir çaba sarf edilmez. Ayrıca reyting baskısı olmadığı için daha doğrusu reyting kanalı olmadığı için rahatız. Bir 5 yıldızlı oteller vardır bir de 5-10 odalı butik oteller vardır. Butik oteller daha hoştur daha sıcaktır aile ortamı hakimdir. Fakat tatil köylerinde o ihtişama o büyüklüğe rağmen her zaman çok mutlu olmayabilirsiniz. Burası da bana göre butik bir televizyon.

 

Daha Fazla Göster 30/01/2006 || 1899

'Yabancı Damat' dizisinin oyuncuları

Türk Yunan ilişkilerini ele alan 'yabancı damat' dizisinin oyuncularıyla dizinin konusuyla ve canlandırdıkları karakterlerle ilgili güzel bir söyleşi yaptık

Daha Fazla Göster 18/01/2006 || 2073

'ZOR BİR SEKTÖR'

TV 41 GENEL YAYIN YÖNETMENİ BEDRİ DÖLKELEŞ; “BÜYÜK TV KURULUŞLARI KENDİNE AİT ŞİRKETLERLE BU İŞİN ZORLUKLARIYLA BAŞEDİYORLAR. BİZ İSE SADECE BİR KANALIZ”

Daha Fazla Göster 30/12/2005 || 1976

REFLÜYÜ TANIYOR MUYUZ?

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuzhan Büyükgebiz ile son dönemde giderek daha fazla saptanan Reflü hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemlerini konuştuk.

Daha Fazla Göster 28/12/2005 || 2296

YABANCI DAMAT SETİNDEN

İki sezondur kanal d ekranlarında yayınlanan sevilen dizi

Daha Fazla Göster 16/12/2005 || 1885

GAZETECİLİK YAŞAYARAK ÖĞRENİLEN BİR İŞTİR

Bizim Dergi'de köşe yazarlığı yapan ve senelerini gazetecilik mesleğine vermiş olan gazeteci-yazar Mehmet Aycan ile gazeteciliğe nasıl başladığı, kitabı ve günümüz medyası hakkında bir söyleşi yaptık.

Daha Fazla Göster 16/12/2005 || 1859

Radyo dünyasının "Arşimet"i

Radyoculukta, prodüksiyon denilince akla ilk gelen genç isimlerden biri o. Ayrıca televizyon ve radyo kanallarındaki birçok reklamda onun sesine rastlamak mümkün.

Daha Fazla Göster 11/11/2005 || 1862