RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ Kategorisinde 255 haber bulunmaktadır...

Halkla İlişkiler uyduruk bir terimdir'

İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler Bölümü tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Halkla İlişkiler Sempozyumu için Üniversitemize gelen Marmara Üniversitesi Eski Dekanı Prof. Dr. Alaaddin Asna’yla Halkla İlişkiler sektörünün yaşadığı sorunlar, Dünya ve Türkiye ölçeğinde Halkla ilişkiler arasındaki farklılıklar, ülkemizdeki algılanış biçimi ve düzenlenen Sempozyum’la ilgili konuştuk.

Yeni iletişim teknolojileri Halkla İlişkiler uygulamalarını nasıl etkiledi?

Alaaddin ASNA - Halkla İlişkiler’in tanımını yaparken sorunun yanıtı kendiliğinden ortaya çıkıyor. Eskiden  Halkla İlişkiler’in tanımı kurumsal Halkla İlişkiler diye yapılırdı, şimdi artık onun adı klasik tanım oldu. Şimdi yeni tanım halkla ilişkilerde hem kurumsal halkla ilişkiler var yani klasik tanım hem de pazarlama karışımı içinde yeni bir tanımı var. Bu tanım biraz daha ürün halkla ilişkilerine dönüyor. Pazarlamayla o eskiden olan akrabalık şimdi iyice can ciğer akrabalığı haline geliyor. Dolayısıyla şimdilerde halkla ilişkileri hem kurumsal hem de ürün ya da pazarlamasının karışımı içinde tanımlamak gerekiyor. Dolayısıyla en büyük yenilik o. Bunun yanısıra halkla ilişkiler gittikçe insan kaynaklarıyla yani kurum içi halkla ilişkilerde personel yönetimiyle de içice girmeye başladı. Dolayısıyla halkla ilişkilerin ailesi büyüdü. O zaman hangisinin halkla ilişkiler sınırı içerisinde kaldığı hangisinin kalmadığı anlaşılamıyor. Ben ilk olarak Türkiye’de halkla ilişkileri anlatmaya Ankara’da eskiden Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu olan, şimdilerde ise İletişim Fakültesi olarak geçen okulda 1960’lı yıllarda başladım. O zamanlarda Halkla İlişkiler o kadar geniş boyutlu kavram ki her şeyi sokabilirsiniz diyordum. Ama sonra bazı teori adamları, bilimadamları dediler ki bu olmaz birşeyin sınırını koymak lazım. Sınırlarını koyduğumuz zaman da halkla ilişkileri çok dar bir kalıbın içine koymaya başladık. Önce birileri reklamı bunun içerisinden aldı dışarıya çıkardı, kamuoyu araştırmalarını aldı bunun içerisinden çıkardı, iç ilişkilerini yani o zamanki değimiyle personel ilişkileridir onu çıkardı. Böylece halkla ilişkiler kendi başına tek sınırlı somut bir kavram haline geldi. Ama zamanla gözüktü ki bu kavram yanlış yani ihtiyaçlar karşılanmıyor, tanımı da yapılmıyor. Onun için yeniden Halkla İlişkiler gelişmeye başladı ve çok bireyli bir aile haline geldi.

Dünya ve Türkiye koşullarında Halkla İlişkiler arasındaki farklılıklar nelerdir?

ASNA - Aynı şeyler orada da geçerlidir. Şöyle aynı şey, dünya koşulları içerisinde yani dünya koşulları denildiğinde de halkla ilişkilerin geliştiği ülkeleri düşünmek lazım o da Batı. Batı’da pek çok şeyde olduğu gibi halkla ilişkiler de özel sektörün iteleyip kakmasıyla ortaya çıkıyor. Ama Türkiye’de halkla ilişkiler devletin itmesiyle ortaya çıktı. Çünkü Türkiye’de ilk olarak halkla ilişkiler üniteleri 1961’de Devlet Planlama Teşkilatı’nda başladı daha sonra da Nüfus Planlaması Genel Müdürlüğü’nde başladı. Kamu sektöründen sonra özel sektöre geldi. Koç Holding’e, Sabancı Holding’e, Eczacıbaşı Holding’e sonradan geldi. Dolayısıyla Batı’da özel sektörün itmesiyle başlayan halkla ilişkiler çalışması bu akrabalığı daha hızlı geliştirdi. Bizde ise kamunun o asık suratlılığı sağdan soldan akrabalığa kolay kolay izin vermedi. Dediler ki biz bu çerçeve içerisinde kalacağız. Ama oradan özel sektöre geçince, son zamanlarda özellikle pazarlama sektörünün de bu işin içine girmesi ve halkla ilişkilerle kol kola girmesi bu akrabalığı geliştirdi. Onun için Dünya’da da Türkiye’de de bu gelişme var. Ama birinde özel sektörün itmesiyle başlayan var, birinde ise devletten başlayarak daha sonra özel sektöre geçmesiyle gecikmeli olarak oluşan bir gelişme var.

Türkiye’de halkla İlişkiler imajı farklı algılanıyor mu sizce?

ASNA - Halkla ilişkiler imajının farklı algılandığını bir önceki panelde (3. Oturum) bir arkadaşımız anlattı mesela. Bugün artık her şey halkla ilişkiler olarak algılanıyor ya da halkla ilişkilerin görev ve sorumluklarına ilişkin her şey yeni birtakım deyimler uydurularak başka yerlere çekilmeye çalışılıyor. Ama bu kavram kargaşası başlangıç yıllarının kargaşasıdır. Bunu aşacağız, bu Batı’da da böyle olmuştu. Başlangıç yılları denilince diyeceksiniz ki başlangıç yılları 30-40 yıldır var bu ne biçim başlangıçtır diye ama başlangıçlar 60-70 yılda oluşur artık.

Sempozyum hakkında ne düşünüyorsunuz, Halkla İlişkiler bölümüne ne gibi getirileri olur sizce?

ASNA - Genellikle öğrenciler görüyorum, daha çok sayıda öğrencilerin olmasında yarar olacağını düşünüyorum. Çünkü onlarda derslerinde öğrencileriyle bu konuları tartışacaklardır diye düşünüyorum ben. Öğrenci ilgisinin oldukça fazla olduğunu görüyorum. Sempozyum konuları doğru mu seçilmiştir yanlış mı seçilmiştir onu tartışmak lazım. Belki yeni şeyler olabilirdi, belki gereksiz konular olabilirdi. Örneğin, Batı’dan gelen bu mesleğin -özellikle beşiği olarak kabul edilen Amerika’dan- uygulanmasında veya öğretilmesinde niye İngilizce kullanıyoruz diyen böyle birtakım panalistler de oldu. O nedenle bilmiyorlar demek ki konuyu. Bu arkadaşlar lokomotifi kullanıyor, telefonu da, treni de kullanıyor ama niye PR’ı (Relation Public) kullanmıyor da “Halkla İlişkiler” gibi uyduruk bir terimi kullanıyor onu tartışmak gerekiyor. Çünkü halkla ilişkiler doğru bir deyim değil. Zaten 1960’lı yıllardan beri tartışılıyor çünkü halk dediğimiz şey hedef kitle yerine konuluyor ki halkla ilişkiler öğrencisi bunu bilir halkla değil bizim ilişkimiz karşımızdaki hedef kitleyle, gereğinde 3 kişiyle, gereğinde kırk kişiyle, gereğinde bir meslek mensubuyladır. Ama halk diyerek deyimi bir kere başında yanlış koyuyoruz. O yanlışlığı şimdilik giderelim diye geçici olarak gavurcasını kullanıyoruz, ona bile kızanlar var. Dolayısıyla soruları belki de iyi ayarlamak lazım.

Halkla İlişkiler mezunları sizce daha çok hangi sektörlerde yer alıyorlar?

ASNA - Ben geçenlerde Antalya’daydım, orada bir Turizm Semineri vardı. Orada krizler konusunda konuşma yapmaya gittim. Olayı izleyen 550 tane turizmci vardı, Antalya yöresinin bütün turizmcileri gelmişti. Onlar halkla ilişkilercileri istediler benden. Dediler ki bu sene kaç tane mezun veriyor. Çok ilginçti benim için, demek ki alışageldiğimiz pazarlama, halkla ilişkiler, yönetim gibi kavramların eki olarak turizm sektöründe de Türkiye halkla ilişkiler elemanlarına çok ihtiyaç duyacaktır gibi geliyor bana.

Siz fakültenizde öğrencilerinize uygulama alanında ne gibi seçenekler sunuyorsunuz, onlar daha çok nerelere yöneliyorlar? 

ASNA - Bir kere onların MİTA (Marmara İletişim Tanıtım Ajansı) diye tanıtım ajansları var, orada uygulama platformları yapabiliyorlar, projeler geliştiriyorlar, okulun projelerini yapıyorlar. Ayrıca dışarıya projeler yapıyorlar, para alarak veya almayarak. İstanbul’da staj alanları daha fazla olduğundan daha kolay staj yapıyorlar. Aşağı yukarı tabi ki yüzde yüzü demeyeceğim ama yüzde ellisi uygulamadan geçmiş olarak mezun oluyorlar.

Daha Fazla Göster 29/04/2006 || 1837

Global kriz: 'Karikatür'

Geçtiğimiz aylarda patlak veren karikatür olayı bulunduğu ülkenin sınırlarını aşarak global bir kriz haline dönüştü. İlk olarak Danimarka’da yayınlanan bu karikatürler, daha sonra birçok Avrupa ülkesinde de yayınlandı. Müslümanların r...

Daha Fazla Göster 30/03/2006 || 1753

'Üniversite bir kent için güneş ışığı demektir'

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ile Kocaeli Üniversitesi ve Umuttepe Kampüsü ile ilgili bir söyleşi gerçekleştirdik. Başkan, üniversitenin bir kentin güneş ışığı olduğunu, şehrin kalkınmasının ve gelişmesi...

Daha Fazla Göster 29/03/2006 || 1922

Güneş tutulmasının depremle ilişkisi tamamen rastlantı

21. yüzyılın ilk tam Güneş tutulması olan 29 Mart 2006'daki tutulmanın, 20. yüzyılın son Güneş tutulması olan 11 Ağustos 1999'dan daha uzun süreceğinin açıklanması, 17 Ağustos 1999'da yaşanan korkunç deprem faciası nedeniyle,...

Daha Fazla Göster 29/03/2006 || 1940

'Gazetecilikte başlanması gereken nokta muhabirlik'

Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) Başkanı Nurettin Soydan gazetecilik mesleğinin mutfağının muhabirlik olduğunu ve muhabirliğin kişiye tecrübe ve özgüven kazandırdığını belirtti.

Daha Fazla Göster 28/03/2006 || 1823

'Seda' dergisi ve geleneksel magazin anlayışı

Seda dergisinin yazı işleri müdürü Ruken Akbay ile kadınlara yönelik geleneksel magazin anlayışı hakkında söyleşi yaptık.

Daha Fazla Göster 24/03/2006 || 1818

Amaç birilerini üzmek, saygısızlık yapmaksa, kaleminle neler neler yaparsın

Ülkemizde karikatür nasıl algılanıyor sizce? Hayatımızın içinde var ama hayatımızın neresine koyuyoruz onu...? Hele son zamanlarda çok fazla söz konusu edilmeye başlandı karikatürlerden! Gerek başbakan ile ilgili çizilen gerek karikatür Hz...

Daha Fazla Göster 12/03/2006 || 1760

Kaan Yakuphan ile 'Medya' ve 'Televole' kültürü üzerine

Kaan Yakuphan: Önce magazin programları ardından gelin kaynana programları türedi. Bunların hepsi para kazandırma, birazda halkı eğlendirme amaçlı yapıldı. Ama ben eğlencenin nerde olduğunu anlamadım

Daha Fazla Göster 30/01/2006 || 1910

Anchorman olmaktansa iyi bir haber spikeri olmayı tercih ederim

17 yıldır medya sektöründe haber spikerliği yapan Kaan Yakuphan bize mesleğe nasıl başladığını, ne gibi zorluklarla karşılaştığını, günümüz medyasını ve anchorman kavramını anlattı. Yaptığımız sohbette gayet samimi olan Yakuphan ...

Daha Fazla Göster 30/01/2006 || 1869

'Yabancı Damat' dizisinin oyuncuları

Türk Yunan ilişkilerini ele alan 'yabancı damat' dizisinin oyuncularıyla dizinin konusuyla ve canlandırdıkları karakterlerle ilgili güzel bir söyleşi yaptık

Daha Fazla Göster 18/01/2006 || 2049

'ZOR BİR SEKTÖR'

TV 41 GENEL YAYIN YÖNETMENİ BEDRİ DÖLKELEŞ; “BÜYÜK TV KURULUŞLARI KENDİNE AİT ŞİRKETLERLE BU İŞİN ZORLUKLARIYLA BAŞEDİYORLAR. BİZ İSE SADECE BİR KANALIZ”

Daha Fazla Göster 30/12/2005 || 1951

REFLÜYÜ TANIYOR MUYUZ?

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuzhan Büyükgebiz ile son dönemde giderek daha fazla saptanan Reflü hastalığının nedenleri, belirtileri ve tedavi yöntemlerini konuştuk.

Daha Fazla Göster 28/12/2005 || 2267

YABANCI DAMAT SETİNDEN

İki sezondur kanal d ekranlarında yayınlanan sevilen dizi

Daha Fazla Göster 16/12/2005 || 1856

GAZETECİLİK YAŞAYARAK ÖĞRENİLEN BİR İŞTİR

Bizim Dergi'de köşe yazarlığı yapan ve senelerini gazetecilik mesleğine vermiş olan gazeteci-yazar Mehmet Aycan ile gazeteciliğe nasıl başladığı, kitabı ve günümüz medyası hakkında bir söyleşi yaptık.

Daha Fazla Göster 16/12/2005 || 1832

Radyo dünyasının "Arşimet"i

Radyoculukta, prodüksiyon denilince akla ilk gelen genç isimlerden biri o. Ayrıca televizyon ve radyo kanallarındaki birçok reklamda onun sesine rastlamak mümkün.

Daha Fazla Göster 11/11/2005 || 1831