RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ Kategorisinde 255 haber bulunmaktadır...

Elektronika dans müziğiyle buluştu

Tan Tunçağ ve Deniz Cuylan ikilisinden oluşan Portecho, elektronikayla dans müziğini birleştirdiler

Grup nasıl kuruldu? Müzikal anlamda ne yapmak istiyorsunuz? 

Deniz – 2003 yılında, eski grubum Maya’nın 'Telecine' isimli albümünün tanıtım partisine Tan gelmişti. RadioDays grubundan zaten biliyordum onu. Bant’ın genel yayın yönetmeni Aylin Güngör de bizi tanıştırdı. Bir yıl boyunca birbirimizin müziklerini eleştirdik, fikirler verdik, ama beraber müzik yapmaya başlamadık. İkimiz de egosu yüksek, besteci kimlikli ve kontrolü seven müzisyenleriz. Dolayısıyla, doğru zamanı bekledik diyebiliriz. Phonem’in basın partisinde Tan’dan performans istenmişti. Ben de Tan’ın parçalarına yeni düzenlemeler yaptım. Hem eski hallerini, hem yenilerini beraber çaldık, güzel eleştiriler aldık ve beraber sahnede çok eğlendik. Bunun sonucunda sıfırdan parça yapmaya giriştik. Sympathy parçasını ortaya çıkardığımızda, Portecho’nun kalıcı bir grup haline geleceğini ve bir albüm yoluna girildiğini anladık. Oğuz Kaplangı ile bu dönemden itibaren çalışmaya başladık. Ve Undertone albümünü ve konserleri tasarlamaya başladık.

Geleceğe baktığımızda, Portecho’nun amacının, müzikal ve görsel anlamda, hep özgün ve keskin işler ortaya koyarak, var olan türler arasında kendi tarzını kabul ettirerek, sahnede tüm enerjisini vererek ve eğlenmekten vazgeçmeden çalarak, kendisine ve arkasından gelen diğer projelere yol açmak ve kalıcı bir yer edinmek için var olmaya devam etmek şeklinde söyleyebiliriz. 

Yaptığınız müziği nasıl adlandırıyorsunuz? 

Tan – Portecho’nun müziği için, temelini gitar ve vokalin oluşturduğu, dinlediğimiz ve izlediğimiz her şeyin etkisini gösterdiği, sert dans ritimleri ve hüzünlü melodiler gibi kontrastları bir arada kullanmaktan çekinmediğimiz, zaman zaman 80’ler, 70’ler, hatta Sympathy’de olduğu gibi 40’ların etkilerinin görüldüğü, karmaşık bir elektro-akustik dans müziği denilebilir.

Portecho ne demek?

Deniz Cuylan - Tamamen rastlantısal bulduğumuz bir isim. Sevdiğimiz kelimeleri arka arkaya getiriyorduk bir gün Tan ile, ortaya 'port' ve 'echo2 kelimeleri çıktı. İlk başlardaki ismimizin 'absent minded prospector' olduğu düşünülürse, sanırım daha akılda kalıcı ve müziğimizi anlatan bir kelime oldu 'portecho'. O kadar sevildi ki isim, ileride Portekiz’in başkentine de Portecho denecek. Görüşmelerimiz sürüyor.

Kimleri örnek alıyorsunuz, kimleri dinliyorsunuz? 

Deniz – Örnek almak için sanırım yaşımız biraz yüksek. Dinlemek istediğimiz müzikleri üretiyoruz. Bestelerimizi yaparken masa başında stratejiler kurmadığımız, bir takım politik kararlar almadığımız için, herhangi bir müzik tarzını önkoşul olarak koymuyoruz veya bir grubun yolunu seçmiyoruz. Dinlediğimiz müzikler, Murcof gibi minimal elektroniklerden, Tv-Resistori gibi indie-pop’lara, veya Mulatu Astatke gibi 70’lerin Etyopya cazına kadar uzanan bir yelpazede değişkenlik gösteriyor.

Sizi kimler dinliyor? Hedef kitleniz kimler? 

Tan – Biz bir şirket olmadığımız için ve Portecho’nun üretimi, kendi doğamızı ve farklı müzikal coğrafyaları keşfetme arzumuzdan kaynaklandığı için, bir 'hedef kitle' kendiliğinden var olsa bile, bizim bunu düşünüp, buna göre plan yapmamız söz konusu olmuyor. Bizi herkesin dinlemesini ve eleştirmesini isteriz. Bizimle beraber konserlerde dans etmelerini ve eğlenmelerini isteriz. Besteleri yaparken hayal ettiğimiz mekanlara gidebilmelerini isteriz. Hedefimiz budur. 'Kitle'mizi bilmiyorum.

İstanbul ile müziğinizin bağlantısı nedir? 

Deniz – İstanbul’da yaşayan ve üreten insanların çok şanslı olduğunu düşünüyorum. Batı Avrupa’ya göre büyük bir avantajımız olduğu fikrindeyim. Biz, farklı düşüncelere ve tarzlara çok açığız. Kimin nereden geldiğini irdelemeden, beraber projeler üretme gücüne sahibiz. Keskin sınırları, kuralları, ve kimlik kartlarını kabul etmiyoruz. Bunun yerine karışıyor ve karmaşık işler yapıyoruz. Portecho’daki serbestliğin, rahatlığın ve türlerin arasında ve zamanda geçişli yapısının, bu coğrafyadan kaynaklandığını düşünüyorum. 

İstanbul'da mutlu musunuz? 

Tan – İstanbul dünyanın en dinamik şehirlerinden biri. Burada 10 dakika bile gardınızı düşüremezsiniz. Sürekli diken üzerinde, algılarınız açık, dikkatli, planlı ve disiplinli olmalısınız. Bu ortamın yarattığı gerginlik, bağımlılık yaratıyor. Dışına çıkıp bakamıyorsunuz İstanbul’a. Tatil için uzaklaştığınızda, ilk günler hissettiğiniz huzur ve mutluluk yavaş yavaş sizi rahatsız etmeye başlıyor ve buraya geri döndüğünüzde derin bir nefes alıyorsunuz. İstanbul’dan mutlu değiliz ama İstanbul’da mutlu olmanın yollarını biliyoruz.

Nerelere gidiyorsunuz, neler yapıyorsunuz? 

Deniz – Son zamanlarda, dışarıda kısa süreliğine ama sık sık gezinmek hoşuma gider oldu. Tadında bırakmaya çalışıyorum. Geldiğim barlar veya klüplerde biraz durup, geri dönmeyi seviyorum. Hava almak ve evime geri dönmek bu aralar sık kullandığım cümleler. 

Tan – Ben arkadaşlarımla bir yerde yemek yemeği severim çok. Günün her öğünü ayrı zevktir benim için, yeterki birlikte olunsun. Favori meyhanelerim var, Giritli, Cibalikapı, Balıkçı Sabahattin’in Yeri gibi. Gece dışarı çıktığımda da genelde bir konsere ya da önceden planladığım bir etkinliğe gidiyorum. 'Hadi dışarı çıkıp, birşeyler yapalım' adamı olamadım hiçbir zaman.

Daha Fazla Göster 19/10/2006 || 1736

10.IEFT Yurt Dışı Eğitim Fuarı

10. IEFT Yurtdışı Eğitim Fuarı'na 20 ülkeden 100'ü aşkın okul katıldı

Daha Fazla Göster 16/10/2006 || 1758

'Fırtına' dizisi oyuncularıyla sohbet

Karadeniz’de yeşillikler içinde, doğayla baş başa yaşanan fırtınalı bir aşkın öyküsü…

Daha Fazla Göster 30/09/2006 || 3211

'Televizyonda uzman sunucular olmalı'

Sunucu Ebru Gürsoy şu ana kadar çeşitli şekillerde çıktı karşımıza. Onu gülen gözleriyle hava durumu sunarken, magazin programı sunarken ve bir iki dizide oyuncu olarak gördük. Güzelliği kadar zekasıyla da karşısındakini etkileyebilen bir...

Daha Fazla Göster 16/09/2006 || 1828

Hani herşey oyundu

Çocuk edebiyatı yazarları çocukların şiddete olan eğilimlerini önlemek amacıyla 8-12 yaş grubundaki çocuklara yönelik masal, öykü, anı, şiir ve görsel malzemelerden oluşan derleme bir kitap hazırlıyor. Bu fikrin sahibi ve Çocuk edebiyatı ...

Daha Fazla Göster 17/08/2006 || 1990

Gülen Yüzler projesi

Daha Fazla Göster 26/06/2006 || 1910

Tesadüf eseri bir bölümde okumayın

‘Kampus Yolu’ programı her Pazar tv8 ekranlarında genç izleyenleriyle buluşuyor. Program ekibi her hafta farkı bir üniversiteyi tanıtıyor. ÖSS tercihlerini yapacak arkadaşlara da bir bakıma ışık tutuyorlar. Programın sempatik sunucuları Özen...

Daha Fazla Göster 23/06/2006 || 1843

Savrulanlar

Esmahan Aykol’un ikinci kitabı ‘Savrulanlar’ kısa zaman önce piyasaya çıktı. Bu kitabı yazmak için 3 yıl uğraşan yazar ‘Savrulanlar’ romanında göçü, aşkı ve unutmayı anlatıyor. Kitabını yazmak için yurtdışına giden Aykol başınd...

Daha Fazla Göster 25/05/2006 || 1731

Televizyondaki donukluk radyoda yok

Mehmet Can: ‘Yayıncının amaçlarından biri de o toplumu kucaklayıp bir yerden bir yere taşıyabilmek olmalı’

Daha Fazla Göster 23/05/2006 || 1790

Yeni yasa ifade özgürlüğünü yasakladı

Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti Başkanı : ‘Bilgi ya da haber yayınında kamu yararı varsa, ifade özgürlüğünün kısıtlanamaması gerekiyor. Ama, yeni yasa iletişim özgürlüğünü sınırsız yasakladığı gibi, basına potansiyel suçlu gözüyle ...

Daha Fazla Göster 22/05/2006 || 2111

Sinema günlerinin geçmişi ve geleceği

5-15 Mayıs tarihlerinde Anadolu Üniversitesi'nde gerçekleşen Sinema Günleri'ne ilgi her geçen yıl artıyor.

Daha Fazla Göster 19/05/2006 || 1821

'Uzak Bir Aşk ve Ateş Böcekleri'

İzmitli sahaf Şeref Ergül: 'Uzak Bir Aşk ve Ateş Böcekleri adlı kitabım, nesli tükenmekte olan Akdeniz foklarının yaşatılması, korunması ve bu tür çalışmalara destek vermek amacıyla hazırlamış olduğum ve gelirinin tamamını Akdeniz...

Daha Fazla Göster 15/05/2006 || 1811

Hepimiz izleniyoruz

ABD, İsrail ve İngiltere dünyadaki tüm haberleşmeleri denetliyor. Bunun için internete bir kez girmek yeterli oluyor.

Daha Fazla Göster 08/05/2006 || 1863

Prof. Dr. Melda Cinman Şimşek; 'Halkla İlişkiler değer yaratır'

II. Ulusal Halkla İlişkiler Sempozyumu, 27-28 Nisan tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşti. Sempozyumda Halkla İlişkiler kavramı çerçevesinde ; mesleğin kimliği, gelişen teknolojinin etkileri, ku...

Daha Fazla Göster 03/05/2006 || 1833

'Medya sektörü karanlık bir vadi'

Medya sektöründe 20 yılını aşmış ve medya sektörünü çok karanlık bir sektör olarak nitelendiren Mesut Yar’la medya sektörü ve habercilik üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Daha Fazla Göster 02/05/2006 || 1755

'Tek amacım kimseye muhtaç olmadan hayatta kalabilmek'

Bir zamanlar Türkiye’nin Tom Cruise’u olarak adlandırılan ve tiyatro eserleriyle, sinema filmleriyle, televizyon programlarıyla bir döneme damgasını vuran Yalçın Dümer, 5 yıl aradan sonra ekranlara geri döndü. Yalçın Dümer’le geçmişten bug...

Daha Fazla Göster 02/05/2006 || 1768