RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ Kategorisinde 262 haber bulunmaktadır...

Geleceği Resimlendireceklerin İçinde Resimlendiği Geleceksizlik

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Psikolog Hüseyin Kutlu ile gelecek kaygısı ve nasıl bir motivasyon unsuru haline getirileceği hakkında konuştuk.

Gelecek kaygısı, �Ne olacağız� korkusu her gencin ortak sorusu. Yaşamak istediğiniz ile yaşanılan hayatın arasındaki uçurumların kenarında olmanın verdiği endişe, kaygılandırıyor belki de sizleri.. Peki bu kaygılarınızın dengede tutulduğunda ve doğru yönlendirildiğinde, hayatınızı en çok etkileyen motive olduğunu biliyor musunuz? Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Psikolog Hüseyin Kutlu ile konunun ayrıntılarını konuştuk.

Kaygı, özellikle gelecek kaygısı nedir?

Kaygı her şeyin gelişimidir. Her şeyin gelişiminde kaygı vardır. Büyük binalar, ampuller, elektronik gereçler, iyi hastaneler vs. bunların hepsi insanın kaygısı sonucu olmuştur. Gelecek kaygısı, kaygı hep gelişime doğru ilerlemektir ve kaygının olmadığı yerde siz de olamazsınız.

Kaygılanmalıyız ve kaygılandığımız için kaygılanmamalıyız galiba öyle mi?

Kesinlikle. Kaygısızlık olmamalı, kaygısız insan 'robot� tur. Böyle bir insanın hayatla bağlantısı yoktur. Kaygı mutlaka ve mutlaka belirli bir derecede olmalı. Kaygı dengede tutulduğunda ve doğru yönlendirildiğinde, yaşamınızı sürdürmeniz için gerekli temel becerilerden biridir. Normal dediğimiz bütün insanların beyinleri aynıdır. Beyinde bir kaygı, korku merkezi vardır. Bu kaygı merkezi, içten ve dıştan gelen uyarıcılarla uyarılır. Kaygı merkezi uyarılmayan insan psikiyatrik hastadır.

Biz gençlere yoğun gelecek kaygısını yaşatan şey; güvensizlik midir yoksa bilinmemezlik mi?

Kaygı, anı bırakıp belirsiz olan geleceğe odaklanmakla doğuyor. İçerisinde bulunduğunuz koşulların imkanlarını bırakıp, geleceğe odaklanıp, diğerlerin başına gelen benim de başıma gelecek diye düşlemek.. Bunlar yanlış kaygılar doğuruyor.

Şiddetli kaygı ya da gelecek kaygısını yoğun olarak sergileyen kişilik yapısı nasıldır?

Kaygı çok yoğun olduğunda kişi üretemez oluyor, verimsizleşiyor. Olumsuz kaygıda önce kişinin kendisiyle iletişimi bozuluyor. Kişi farkındalıklarından uzaklaşıyor ve bununla birlikte kendine yönelik en önemli etki olan benlik saygısı da azalma gösteriyor. Benlik saygısı azalınca da verimlilik, üretim ortadan kalkıyor. Kişi dikkatini belirli bir noktaya toplayamıyor, derslerinde, mesleğinde başarısızlık gözleniyor. Ayrıca kişi işlevsel ve fonksiyonel olamıyorsa, hep aynı düşüncelerde dolanıp duruyorsa, kaygılarını abartıyorsa kişide terleme, gerginlik, kalp çarpıntısı, aniden sinirlenme, titreme, sürekli yorgunluk, uykusuzluk da görülebiliyor.

Çoğu zaman karşımıza çıkar; korkularınızı yenin, kabullenin, kaygılarınızı yenmenin 10 kuralı vs. Ama tarifler pasta yapmaya yetmiyor. Sizce kaygılarımızı nasıl kontrol altına alabiliriz?

Yüksek öğrenim yapmak sınıfın dışına çıkmayı gerektiriyor. Çevreyle ilişkinizin olması gerekiyor. Özellikle stajlar yapmalı, tecrübe edinmelisiniz. Teorik bilginin pratikle her zaman buluşmadığı çok açık. Sadece derslerle kalmayın, mesleki varolma kaygısıyla varolmanızı ortaya koyun. Hep anı yaşamak, anın gereğini yapmak zorundayız. Gelecek kaygılarından, kaygıdan kurtulmak için anın bizlere bir armağan olduğu bilinciyle yaşamalıyız. Geçmiş yaşandı bitti, gelecek belirsizliklerle dolu, beni var eden; an, şu an, bu gün.. Freud'un dediği gibi; önce kendini ve etrafındaki canlıları, çevrendekileri sev ve sonra çalış. Sevmek ve Çalışmak. Ruh sağlığının çözümü budur.

Zamanın birinde ihtiyar bir eren, ermiş, bir düşünür varmış. Bu eren o kadarki, her şeyi biliyormuş. O zamanlarda da gençlerle aralarında kuşak çatışmaları var. Bir gün ermişin bu bilgeliğinden rahatsız olan bir genç, �Ne olursa olsun ben bu ermişi alt edeceğim, göreceksiniz� diyor arkadaşlarına ve erenin yanına gitmek için yola koyuluyor.Yolda giderken de bir kelebek yakalıyor ve avucunun içine koyuyor. Ermişin yanına vardığında karşısına dikiliyor ve�Her şeyi biliyorsun ya, hadi bil bakalım şu anda avucumun içinde ne var?� diyor. Ermiş adam düşünüyor, taşınıyor ve cevap veriyor:�Kelebek� Genç şaşırıyor, nasıl olur da bilir diye şaşkınlıkla ermişi izliyor. Ve o anda içinden, ey ermiş sana öyle bir soru soracağım ki, nasıl olsa bunu bilemeyeceksin diyor. Ona kelebeğin canlı mı ölü mü olduğunu soracağım, ölü derse avucumu açarım uçar gider, canlı derse avucumu sıkarım ölür, bu defa seni alt edeceğim diye geçiriyor içinden ve soruyor ermişe:�Peki şu an elimdeki bu kelebek canlı mı ölü mü?� Ermiş adam dikkatlice genci süzüyor, cevap veriyor:�Şu an avucunda tuttuğun kelebeğin kaderi sadece senin ellerinde.� Gençlere sesleniyorum: Gençler! Kaderiniz avuçlarınızın içinde, kaderiniz sizin ellerinizde.. O mezun olmuş çalışmıyor, öteki iş bulamamış.. Geçin, bırakın bunları.. Farkına varın her şeyin, geleceğiniz avuçlarınızın arasında, ellerinizde. Farkındalıklarınız anı kullanarak artar. Farkındalıklarınızın artmasıyla yoğun kaygılarınız yok olur. Unutmayın gençler; siz kendinizi yere yatmadan hiç kimse üzerinizden geçemez. Öyle bir sesleniyor ki Hüseyin Kutlu, o an O�nun haykırışlarını duysanız içinizin ürpermemesi elde değil. Son olarak ilk röportajım olan bana gülümseyerek 'röportajdan kaygıların olursa haberleşelim' diyerek noktalıyor.

Daha Fazla Göster 30/03/2007 || 1958

'Kürekte başarılı olmak için bedelini ağır ödemeniz gerekiyor'

Fenerbahçe kürek takımında yer alan sporcu Abdullah DUMAN bu spor dalına bu kadar az ilgi ve destek varken,kürekte gerçekten severek ve isteyerek yaptığınızda başarılı olunabilineceğini vurguluyor.

Daha Fazla Göster 28/03/2007 || 1811

' Denemeden şair değilim diyemezsiniz. '

Dünya Şiir Günü kapsamında Kocaeli Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen konferansa katılan Ruhan Odabaş ile şairliği üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Daha Fazla Göster 26/03/2007 || 1814

Yoksulların gün ışığı

Körfez Belediyesi Gün Işığı derneği yardıma muhtaçlara destek sunuyor.

Daha Fazla Göster 20/03/2007 || 1962

'Türkiye'de su topuna ilgi çok az'

Heybeliada Su Sporları Kulübü'nde su topu oynayan Onur Eşin Türkiye'de su topuna olan ilginin ve desteğin az olduğunu belirtiyor.

Daha Fazla Göster 12/03/2007 || 1966

'Çizerlik Deli Mesleği'

Yıllardır severek okuduğumuz Leman Dergisi’nin güzel çizgileri göz ardı edilemeyecek karikatüristi ve Atom Dergisi editörü Bahadır Boysal bu mesleğin normal insanlara özgü olmadığını söylerken, yakında kendisini televizyonda eğlenceli bir...

Daha Fazla Göster 11/03/2007 || 2007

'Sahne adrenalini başkadır'

Avrupa Yakası'nda canlandırdığı Fatoş karakteri ve diğer rolleriyle ekrandaki oyunculuğunu ispatlayan Şenay Gürler, 'Kocasını Pişiren Kadın' adlı sıradışı oyunundaki performansıyla göz dolduruyor.

Daha Fazla Göster 05/03/2007 || 1905

Türkiye'de felsefeci olmak

Daha Fazla Göster 03/03/2007 || 1887

Özarslan: 'Bütçesiz çekilen bir belgesel bize ödül kazandırdı'

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) Geleneksel Türkiye Gazetecilik Başarı Ödülleri 2006’da Televizyon Belgesel Dalında ödüle laik görülen 'Zil: İstanbul’dan Dünyaya Bir Ses' isimli belgeselin yapımcısı Lütfi Özarslan belgeselin...

Daha Fazla Göster 11/02/2007 || 1908

Türkiye'nin ilk kadın sihirbazı

İşletme eğitimini yarıda bırakarak sihirbazlığa gönül vermiş bir isim İlkay Özdemir. Çocukluğunu, sihirbazlardan ve sihirbazlıktan pek haz etmeyerek geçirmiş fakat şimdi Türkiye’nin ilk ve tek kadın sihirbazı olma özelliğini taşıyor.

Daha Fazla Göster 26/01/2007 || 2065

'Yıllarca biz onların yaptıklarına hayran olduk; şimdi sıra onlarda'

Son zamanlarda her yerde duyduğumuz ve dünyaca ünlü pop - rock şarkılarını keman, klarnet, kanun gibi klasik Türk enstrümanlarıyla, tekrar yorumlayan bir grup var: Dolapdere Big Gang. İstiklal Caddesi’ne adımınızı attığınız andan itibaren ...

Daha Fazla Göster 26/01/2007 || 1832

TÜRKİYE'NİN İLK KADIN SİHİRBAZI İLKAY ÖZDEMİR

İşletme eğitimini yarıda bırakarak sihirbazlığa gönül vermiş bir isim İlkay Özdemir. 25 yaşında ve Amasyalı ama 3 yaşından beri karmaşıklığını sevmediği İstanbul'da yaşıyor. Annesi gibi halkla ilişkiler sektöründe çalışmay...

Daha Fazla Göster 05/01/2007 || 1873

'Gelecekten umutsuzum'

Zehra Çetindoğan, Türkiye'de ki diyalize bağlı yaklaşık 20 bin böbrek hastasından sadece birisi...

Daha Fazla Göster 26/12/2006 || 1765

'Gelecekten umudum yok'

Zehra Çetindoğan, Türkiye'de ki diyalize bağlı yaklaşık 20 bin böbrek hastasından sadece birisi...

Daha Fazla Göster 26/12/2006 || 1769

'Karate Do herşeyden önce bir felsefedir'

Hakkı Koşar Karate Do'da antrönörlük yapan Melek Koşar Hacıoğlu ile karate üzerine konuştuk.

Daha Fazla Göster 24/12/2006 || 2213

Yazılı medya yerini modern medyaya mı bırakıyor?

Özgür Kocaeli Gazetesi köşe yazarı Ruhan Odabaş ile modern medyanın bugünü ve geleceği hakkında konuştuk.

Daha Fazla Göster 18/12/2006 || 1852