Bir Öğretmenin Gözünden Eğitim

 MUSTAFA EREN AKPINAR 23/11/2017 GÜNCEL/ EĞİTİM/ RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ 177
 “Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister.” Mustafa Kemal Atatürk   Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlerimize armağan ettiği 24 Kasım Öğretmenler Gününde, yaklaşık 1 milyon öğretmen öğrencileri ile birlikte öğretmenliğin verdiği gururu paylaşırken, yaklaşık 438 bin öğretmen atanamamanın hüznünü yaşıyor. Onlardan biri olan Celal Bayar Üniversitesi Matematik Bölümü mezunu Şura Akpınar, bu özel günde sorularımızı yanıtladı.
Matematik Öğretmeni Şura Akpınar sorularımıza cevap veriyor. Matematik Öğretmeni Şura Akpınar sorularımıza cevap veriyor.
Matematik Öğretmeni Şura Akpınar sorularımıza cevap veriyor. Matematik Öğretmeni Şura Akpınar sorularımıza cevap veriyor.

İlk önce şunu merak ediyorum öğretmen olmayı istemişmiydiniz?

Bunu söylemem ne kadar doğru emin değilim ama benim birincil hedefim mimarlıktı. Hayatım boyunca hep mimar olmak istemiştim fakat annem ve abim sürekli buna karşı çıktılar. Çünkü onlar benim matematik öğretmeni olmamı istiyorlardı. Hatta benim matematik öğretmeni olmamı o kadar çok istiyorlardı ki son gün tercihlerimi değiştirip tüm tercihlerime matematik yazdırmışlardı.

Anladığım kadarıyla biraz aileden baskı görmüşsünüz. Peki, şuan matematik öğretmeni olduğunuz için mutlu musunuz?

Şuan için konuşmak gerekirse evet, iyi ki matematik öğretmeni oldum diyorum. Fakat ilk başta bölümün bana çok zor geldiğini ve sıkıldığımı, hatta her gün babamı arayıp bölümü bırakmak istediğimi söylediğimi itiraf etmek istiyorum. Tabi anlayacağınız gibi bu serzenişler bir süre devam etti. Fakat daha sonra bölümde okumaya devam edip mezun oldum. Öğretmenlik yapmaya başlayınca da her şey uçup gitti. Çünkü mesleğe girdikten sonra öğretmenliğin ne kadar kutsal olduğunu kavradım.

En merak ettiğim sorulardan biri de atanamamak sizde nasıl bir psikoloji yarattı?

Aslına bakarsanız atanamamak bende çok büyük bir psikolojik çöküş yaratmadı. Çünkü hiçbir zaman illa da devlet okullarında öğretmenlik yapmalıyım demedim. Zaten öğrencilik zamanlarımda da üniversitede kalmak istemiştim. Her zaman şunu düşünmüşümdür; “Mesleğimi icra etmek için illa bir devlet okulunda olmam gerekmiyor.” Bu düşüncemin en önemli nedenlerinden biride günümüzde ki atanan öğretmenlerin zamanla körelmeye başlamalarını görmek oldu. Artık o kadar çok rutine bağlamış oluyorlardı ki bazı konuları unutuyorlar ve bazı konularda da azımsanamayacak kadar büyük eksikliklere sahip oluyorlardı.

Peki, öğretmenlerin körelmemeleri için neler yapmaları gerektiğini düşünüyorsunuz? 

Ben körelmemek adına yeni çıkan her test kitabını alıp öğrencilerimden önce çözmeye çalışıyorum. Aynı şekilde diğer öğretmen arkadaşlarıma da bunu tavsiye ediyorum. Bence öğretmenlerinde öğrenciler gibi düzenli olarak ders çalışması ve yeniliklere açık olmaları gerekiyor. Bunun dışında öğretmenlerin mezun olup atandıktan sonra çok büyük beklentilerinin olmaması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü beklentilerimiz ne kadar büyük olursa hayal kırıklıklarımızda o kadar büyük oluyor. Bundan kaynaklı olarak da hayal kırıklığı yaşadıkça öğretme şevkimizde azalıyor, kırılıyor.

Günümüzdeki eğitim sistemi hakkındaki düşünceleriniz nelerdir? Siz olsaydınız nasıl bir eğitim sistemi geliştirirdiniz ve Milli Eğitim Bakanı olsaydınız nasıl bir yol izlerdiniz?

Eğitim sistemimiz öğretmen merkezli bir eğitim sistemi olduğu için doğru olduğunu düşünmüyorum. Eğitimin merkezinde öğretmen değil öğrenciler bulunmalı çünkü önemli olan öğretmene kattıklarımız değil, öğrenciye kattıklarımızdır. Ayrıca çok önemli bir diğer konuysa eğitim sistemimizin çok fazla değişikliğe maruz kalmasıdır. Şu sıralar yeni bir ders düzeni tartışılıyor. İçeriklerine tam olarak hâkim olamadan üstün körü ders saatlerinin kısaltılması olarak nitelendirebiliriz. Fakat bu konunun eksik yanlarına değinildiğine çok fazla rastlayamadım. Benim görüşüme göre tartışılan düzenin en büyük eksikliği kısaltılan derslerin nasıl yetiştirilebileceği konusudur. Tabi ki tek eksiklikte bu değil mesela derslerin kısaltılmasına öğrenciler ve öğretmenler hazır mı? Bu sorular elbette ki çoğaltılabilir. 

Eğer Milli Eğitim Bakanı olsaydım da ilk olarak öğrenci kalitesini yükseltecek hamleler yapmaya, öğretmenlerin kaybettikleri kısmi saygıyı yeniden eski dinamik haline getirmeye özen gösterirdim. Öğrenci ve öğretmenlerin itibarlarını geri kazandırdıktan hemen sonraki hareketimde etraftaki var olan bilgi kirliliğini azaltarak hatta mümkünse yok ederek temiz, saf ve en önemlisi doğru bilgiler elde etmelerini sağlamak olurdu. En sonunda öğrencileri de öğretime katarak kendilerini göstermelerini, yeteneklerini keşfetmelerini, yaratıcı düşünceler geliştirebilmelerini ve özgür, dürüst, temiz bir ortamda yaşamalarını sağlamak için gecemi gündüzüme katardım. 

Kategorisindeki diğer haberler

Öğretmen Öğrencilerine İlham Olabilendir

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde emekli öğretmen Hayri Bostan ile hayat hikayesi ve eğitim üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Hayri Bostan’ın öğretmenlik macerası okumak için evden ka...

Daha Fazla Göster 24/11/2017 || 114

Bir Öğretmenin Gözünden Eğitim

 “Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister.” Mustafa Kemal Atatürk   Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlerimize ar...

Daha Fazla Göster 23/11/2017 || 178

Son Eklenen Haberler

En Çok Okunan Haberler