''Başka Hangi Meslekte Bir İnsanın Kalbine Dokunabilirsiniz Ki?''

 FEHİME TEKBAŞ 23/11/2017 GÜNCEL/ EĞİTİM 404
Eğitime ve ilime çok fazla önem veren Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk “Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.” sözüyle öğretmenliğin fedakarlık gerektiren bir meslek olduğuna işaret ediyor. Ülkemizde mesleğinin gereklerini büyük bir heves ve azimle yerine getiren binlerce öğretmenden, binlerce kandilden biri olan Beden Eğitimi öğretmeni Mehmet Şerif Arslan'la bu kutsal günde, Öğretmenler Günü'nde bir söyleşi gerçekleştirdik.
Mehmet Şerif Arslan Mehmet Şerif Arslan
Görevlerinden biri Görevlerinden biri

Uludağ Üniversitesinden mezun olan Mehmet Şerif Arslan 2013 yılından itibaren Fahrettin Özüdoğru Çok Programlı Anadolu Lisesinde müdür yardımcılığı görevine devam ediyor. Çocuklarla iç içe olmaktan ve onlara ders vermekten büyük bir keyif aldığını her fırsatta dile getiren Arslan'a öğretmenlik mesleği ve mesleğin kendisi için ne anlama geldiğine dair sorular sorduk. Şimdi kendisine kulak verelim.

            Mesleğiniz ve branşınız hakkında neler düşünüyorsunuz?

Mesleğimi çok seviyorum. Hani derler ya dünyaya bir kere daha gelsem diye… Ben 10 kere daha gelsem yine öğretmen olmayı seçerdim. Mesleğime aşığım. Ayrıca çocukları da gençleri de çok severim. Bu benim işimi daha da kolaylaştırıyor. Branşımı da çok seviyorum, zaten Beden Eğitimi dersi ve öğretmenleri genelde okulda en sevilenler arasındadır.

 

      Kaç yıldır bu meslekte görev yapıyorsunuz?

Yaklaşık 10 yıldır bu mesleği yapmaktayım.

 Başka bir branş seçmeyi düşündünüz mü?

Aslında benim eğitim öğretim hayatım tam bir macera şeklinde geçti. Liseye başlamadan önce futbol oynadığım kulübün antrenörü Bursa Tophane Endüstri Meslek Lisesinin okul futbol takımında antrenörlüğe başlamıştı. Ben aslında ortaokul kısmında okuduğum Cumhuriyet Lisesine devam etmeyi düşünüyordum. Antrenörüm babamı ikna edince ben de kulüpten birçok arkadaşım gibi Tophane Endüstri Meslek Lisesine yazıldım ve Mobilya ve Dekorasyon Bölümüne başladım. Bu aklımda olmayan bir şeydi ama amaç tabiki okul futbol takımıydı. Sonra Uludağ Üniversitesi’nde başka bir bölüme başladım. Spora olan ilgimi farkeden bir arkadaşım bana 'Sen neden BESYO okumuyorsun? Bütün gün spor yapıyorsun ve bu işi seviyorsun’ deyince sınavı kazandım. Kazandım ve iyi ki buradayım. Benim hikayem su akar yolunu bulur misali.

 

      Sizi bu mesleğe iten etken ne oldu?

Aklımda çocukluğumdan beri spor ile ilgili bir meslek sahibi olmak vardı. Çocuk aklımla spora, antrenmana giderken vs. kendimi hep bu şekilde hayal ediyordum. Savrula savrula da olsa sonunda hayal ettiğim mesleği yapıyorum. En büyük etken benim çocuklara ve spora olan bağlılığım.

 

      Üniversite eğitimi sırasında karşılaştığınız zorluklar nelerdi?

      Üniversitede bize herkesin şöyle bir yaklaşımı vardı: "Takla atıp sınav oluyorsunuz." Ama sınav zamanları çok sabahladığımızı biliyorum. Beden Eğitimi Bölümü sanıldığının aksine öyle kolay okunan bir bölüm değil. Bizden neredeyse tüm spor dallarını öğrenmemizi ve ileride bunu iyi bir şekilde öğretmemizi bekliyordu hocalarımız. Takdir edersiniz ki bu hiç de kolay değil.

 

     Günümüzde öğretmen adaylarının en önemli sorunlarından biri olan atama konusu hakkında nelerdüşünüyorsunuz?

 

      Atama sadece beden eğitimi öğretmenlerinin değil tüm branşların sorunu aslında. Gereğinden çok fazla bölüm açılıyor ve bu da istihdam fazlası öğretmene sebep oluyor. Bununla ilgili daha doğru bir planlama yapılmalı diye düşünüyorum.

 

      Türkiye’de öğretmenlere yeteri kadar önem veriliyor mu sizce?

Öğretmenlik eskiden daha saygı duyulan ve itibar gören bir meslekti. Mesleğe şu an yeteri kadar önem verildiğini düşünmüyorum. Yine de her şeye rağmen öğretmenlik bence dünyanın en güzel mesleği. Başka hangi meslekte bir insanın kalbine dokunabilirsiniz ki..

 

      Meslek hayatınızda unutamadığınız bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Dede Korkut İlköğretim Okulunda göreve yeni başlamıştım. Çocukları 'U' düzeninde sıraya sokmaya çalışıyordum. Tabiki o zamanlar ilköğretimle ve İstanbul’daki öğrenci profiliyle ilgili hiçbir tecrübem yok. Üniversiteden geçiş yaptığım için de son derece kibarım. Sıranın bir tarafına dönüyorum öbür taraf kaynıyor. Öbür tarafa dönüyorum diğer taraftaki çocuklar didişiyor. Yaklaşık 10 dakika ben bu şekilde bahçede çocuklarla cebelleşirken kapı görevlisi de bir yandan bahçeyi süpürüyor bir yandan da bizi izliyormuş herhalde. Bize doğru yaklaştı; elinde süpürge, kürek çocuklara yüksek sesle “Geçsenize sıraya, adam yarım saattir sizinle uğraşıyor.” diye bağırdı. Bütün çocuklar hazır ola geçip sessizce beklemeye başladı. Ben yaklaşık 5 saniyelik bir şoktan sonra abiye yaklaştım, kürek ve süpürgesini aldım “Sen devam et abi ben süpürürüm bahçeyi.” dedim.

 

     Türkiye’nin hangi bölgelerinde görev yaptınız ve buralarda size olan yaklaşım nasıldı?

Aslında sadece Bursa ve İstanbul’da çalıştım. Ama görev yaptığım sürede okullar arası Türkiye müsabakaları için pek çok bölgede bulundum. Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Güneydoğu bölgelerine bu müsabakalar için gittim. İnsanlar genellikle gelenek ve göreneklerimize uygun bir şekilde misafirperverlerdi. Ama benim unutamadığım bir olay var anlatmadan geçemeyeceğim. 2008 yılında üniversiteler arası Türkiye yüzme müsabakaları için Uludağ Üniversitesi okul takımı ile Şanlıurfa’ya gitmemiz gerekiyordu. Hem öğrencilerin kendileri hem de aileleri biraz tedirgindi. Ben aslında Anadolu insanını bildiğim için onları rahatlatmaya, endişe duymamaları gerektiğine ikna etmeye çalışıyordum. Şanlıurfa’ya gittik. Müsabakalardan artan zamanda gezelim dedik. Daha ilk akşam dışarı çıktık, üzerimizde eşofmanlar var bir alışveriş merkezine girdik. Bizim çocukları gören, özellikle teyzeler doğu şivesiyle ''Yavrum siz nerden geliyorsunuz? Yatacak yeriniz var mı? Bize gelin size yatak açayım.'' diye ısrar ediyorlardı. Bir adres sorduğumuzda, sorduğumuz kişi işi gücü bırakıp bizimle adrese kadar geliyordu. Çocuklar çok şaşırmıştı ve bunu telefonla ailelerine anlattıklarında hem aileler şaşırmış hem de rahatlamışlardı.

 

     Öğretmenlik yaparken aynı zamanda başka görevlerle de uğraştınız mı?

Evet birçok projede gönüllü olarak çalıştım. Suça meyilli çocuklar, engelli çocuklar ile ilgili projelerde görev aldım. İlçe lig heyetinde görev aldım. Gaziosmanpaşa ilçesindeki okullar arası basketbol müsabakalarında yaklaşık 5 yıl hakemlik yaptım. Şu an ilçe spor koordinatörü olarak görev alıyorum. 

 

  Sizce öğrencilere nasıl yaklaşılmalı? Öğrencilerin hareketlerine göre tavrınız değişiyor mu?

Her kapıyı açacak yegane anahtar sevgidir. Öğrencilere öncelikle sevgiyle yaklaşılmalı. Karşısındaki kişiyi öğrenci olarak değil öncelikle bir birey olarak kabul etmeli, onun kişilik ve karakterine saygı duymalı öğretmen. Onu rencide edecek davranıştan uzak durmalı. Aynı zamanda hata yapabilecek bir insan olarak kabul etmeli ve ona doğruyu gösterecek rehberliği yapmalıdır. Bireysel farklılıkları da kesinlikle göz ardı etmemelidir öğretmen. Öğrenci üzerinde not baskısı oluşturmamalıdır. Ben mesela asla bir öğrencimi not ile baskı altına almam. Benim öğrencim bilir ki Mehmet Hoca'dan mutlaka hak ettiği notu alır. Doksan almayı hakediyorsa asla 89 almaz, 90 alır.

Size göre eğitmen ve öğretmen arasındaki en büyük fark nedir?

Eğitimci mesleğini seven, hakkıyla yapmaya çalışan ve manevi hazzı her şeyin önüne koyan kişidir. Herkes öğretmen olabilir ama eğitimci olamaz. Aradaki fark budur. Öğretmen olmak bu kadar zor değil, çok çalışırsın üniversiteden ilgili bölümü kazanır okursun ve KPSS’ye girer atanırsın. Derse girer dersini anlatır, çıkar gider ve ay sonu alacağın maaşa bakarsın. Ama bu tarz öğretmenler bir çocuğun hayatına dokunamaz. Eğitimci ise en zor şartlarda en zor durumdaki çocukların hayatına dokunur, onları işler ve güzel bir geleceğe sahip olmaları için çabalar. Bu uğurda çok çalışır ve sonucunda manevi hazzı maddiyata tercih eder.

 

Kategorisindeki diğer haberler

“En Çağdaş Sınıf En Gürültülü Sınıftır”

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Eğitim Fakültesi tarafından ‘Etkinliklerle İlk Okuma Yazma Öğrenimi’ adlı etkinlik Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi'nde düzenlendi. 

Daha Fazla Göster 12/12/2017 || 23

Öğretmen Adayları 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde Prof. Dr. Sedat Sever’le Buluştu

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Mühendislik Fakültesi Savaş Ayberk Konferans Salonu’nda Eğitim Fakültesi tarafından ‘Çocuk Okur Büyük Düşünür’ semineri gerçekleştirildi. Seminerd...

Daha Fazla Göster 24/11/2017 || 47

Öğretmen Öğrencilerine İlham Olabilendir

24 Kasım Öğretmenler Günü’nde emekli öğretmen Hayri Bostan ile hayat hikayesi ve eğitim üzerine keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Hayri Bostan’ın öğretmenlik macerası okumak için evden ka...

Daha Fazla Göster 24/11/2017 || 114

''Öğretmenlik Hayata Pozitif Bakmamı Sağlıyor''

Her dönemin en kutsal mesleği olarak kabul edilen öğretmenlik, aynı zamanda yeni neslin başarısı ve gelecek günlerin aydınlığı adına gençliğe katkısı en fazla olan meslek gruplarındandır. 24 Kasım Öğretmenler Gü...

Daha Fazla Göster 23/11/2017 || 55

Bir Öğretmenin Gözünden Eğitim

 “Cumhuriyet sizden "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesiller ister.” Mustafa Kemal Atatürk   Mustafa Kemal Atatürk’ün öğretmenlerimize ar...

Daha Fazla Göster 23/11/2017 || 177

''Öğretmenlik En Doğru Tercihim''

24 Kasım Öğretmenler Günü gibi özel bir günde öğretmenlik mesleği ve eğitim ile ilgili sorularımızı akademisyen olarak görev yapan Dilek Işıkhan'a yönelttik. Işıkhan, mesleğinin tarifini yaparken&nb...

Daha Fazla Göster 23/11/2017 || 64

Son Eklenen Haberler

En Çok Okunan Haberler