“Fantastik Edebiyat, Hobbit’lerden İbaret Değil”

 SEVGİNUR DİKİN 11/05/2017 GÜNCEL/ KÜLTÜR & SANAT/ RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ 427
Yazdığı öykülerinin yanı sıra sinema ve müzik eleştirileriyle de tanınan Doğu Yücel, 1997’de Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda aldığı birincilik ödülünden sonra ilk kitabı “Düşler, Kabuslar ve Gelecek Masalları” yazdı. Sırasıyla “Hayalet Kitap” ve “Varolmayanlar” kitaplarını yazarak adını daha geniş kitlelere duyurdu. Öykü kitapları dışında “Okul” ve “Küçük Kıyamet” filmlerinin senaryolarına da imza atan Yücel,  son kitabı “Güneş Hırsızları” ile en olumlu dönüşleri aldığını söyledi. 
Yücel, Yücel, "Edebiyat Gılgamış, Beowulf gibi destanlarla başlar ve hepsi fantastiktir" dedi.
Yücel, iyi bir öykünün olay çıkışlı olması gerektiğini söyledi. Yücel, iyi bir öykünün olay çıkışlı olması gerektiğini söyledi.

“Bir yazar olarak görevimin çağıma ışık tutmak olduğunu düşünüyorum.” cümlelerini kuran Doğu Yücel ile Beşiktaş’ta keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yazı ile hikayenizin nasıl başladı?

Yazma serüvenim ilkokul sıralarında okumanın büyüsüyle tanışarak başladı. Hayatın içinde bambaşka bir dünya beliriverdi. O yıllarda yazmaya da başladım. Star Wars, E.T gibi filmleri izlediğimden dolayı onlardan esinlenerek öyküler yazdım. Bunlar çocuksu hikayelerdi. Ortaokul yıllarında okul dergisinin editörlüğünü yaptım. Dergiye öyküler yazarak katkı sağladım. Yazdığım öyküler hoşuma gidince ders aralarında yazmaya devam ettim. Üniversite çağında yazdıklarımı dergilere, yarışmalara göndermeye başladım. Kırılma noktası 1997’de Gençlik Kitabevi öykü yarışmasında aldığım birincilik ödülü ile gerçekleşti. Ödülü aldıktan sonra ileri yıllarda basılı eserlerimin olabileceğini hayal ettim. Daha öncesinde böyle bir hayal uzakken ödülden sonra o yolda ilerledim.

Sanatla iç içe olan bir aileden geliyorsunuz. Sizi yazarlığa yönelten sebeplerden biri aileniz olabilir mi?

Çocukluğum annemin daktilo tuşlarına basarken çıkardığı sesler ile geçti. Annem çevirmen ve gazeteciydi. Aynı zamanda öykü kitapları da var. İlk öykülerimi annem okudu ve değerlendirirken, gelişmem için eleştirdi. Babam da ilham verdi.  Onun başardığı şeyleri gördükçe onun izinden gitmeyi istedim. Ama yine de sanatçı bir aileden gelmemle yazar olduğum sonucuna varmak istemiyorum. Etkisi vardır ama ben özünde hep sevdiğim şeyleri yapmaya çalışıyorum. Mesela futbolu çok seviyorum. Profesyonel kariyerim olmasa bile hatta çok kötü bir oyuncu olsam da, izlemeyi sevdiğim için oynuyorum. Müziği çok seviyorum, kötü bir gitaristim ama elime gitar alınca bir şeyler çalmaya çalışıyorum. Diğer yandan psikolojik etmenler de olabilir. Babamı erken yaşta kaybetmek gibi...

Mezun olduğunuz bölüm ile şu an yaptığınız meslek birbirinden çok farklı olmasını neye bağlıyorsunuz?

Türkiye’de milyonlarca insan gibi ben de yanlış tercihi kurbanıyım. Üniversite sınavından bir gün önce apar topar tercih listemi hazırladığımı hatırlıyorum. Sosyoloji, iletişim gibi bölümleri yazmama rağmen puanım iktisata isabet etti. Sonrasında değiştirmeyi düşünmedim. Hayatım boyunca ekonomiyi, para hesaplamayı öğrenemeyeceğimden dolayı zorla öğreneyim dedim. Dört buçuk senede okulu bitirdim.

Bence önemli olan üniversitede insanın kendini geliştirmesidir. Kendimi çok iyi geliştirdiğime inanıyorum. Dört buçuk seneyi tiyatro kulübüne girerek, fotoğrafçılık ve sinema kurslarına giderek değerlendirdim. Roman ve öykü kitapları okudum. Hayal ettiğim yere gelmek için kendimi eğittim. Bir yandan iktisat okumak benim için öğreticiydi çünkü o güne kadar yakın çevrem hep sanatla ilgilenen insanlardı. Hayatım boyunca yakınlık kuramayacağım insanlarla tanıştım. İktisattan mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi’nde Sinema alanında yüksek lisans yaptım.

Öykülerinizi yazarken nasıl bir süreç içerisinde oluyorsunuz?

Genelde aklıma bir öykü fikri geliyor. Fikir bir tohum gibi giderek büyüyor, yeşilleniyor ve ağaca dönüşüyor. Süreçte ise ben onu sürekli beslemeye çalışıyorum. Düşünerek, araştırarak veya benzer temalardaki kitapları okuyarak fikri geliştiriyorum.

Her zaman olmasa da bazen bir konu hakkında yazmalıyım diyorum. “Camgöz ve Duman” hikayesinde hayatımızı etkileyen Gezi Parkı eylemleri hakkında yazmak istedim. Bir yazar olarak görevimin çağıma ışık tutmak olduğunu düşünüyorum. En son “Güçoburları” diye öykü derlemesi çıkardık. Tema diktatörlüktü. Konu üzerinde çok düşündüm ve “Hayatımın Rolü” adlı öyküyü yazdım.

Nasıl bir duygu içerisinde oluyorsunuz?

Bazen bir duygunun içine girmem gerekebiliyor. Mesela "Evim Güzel Evim"i yazarken yalnızlık hissetmem gerekiyordu ve bilerek isteyerek bu öyküyü yazarken aylarca yalnız kalmaya, mümkün olduğunca sosyal aktiviteye katılmamaya çalıştım. Genelde konu yerine olay çıkışlı olmasını istiyorum. Bence anlatılacak ve derinliği olması bakımından iyi öykü olay çıkışlıdır. Stephen King de öyle diyor.

“Varoluş Bilmecesini Açıklarken Doğan Şeydir, Fantastik”

 Ülkemizde genel olarak fantastik edebiyat biraz hafife alınıyor. Hak ettiği değeri görmüyor. Bu durum hakkında neler düşünüyorsunuz?

Bugüne kadar yeterince kaliteli eser çıkmamasından kaynaklanıyor. Sanırım bu sebepten okurun üzerinde bir ön yargı var. Okurun genelinde "fantastik" olan her şeye karşı olan önyargısı. Tolkien'den beri tüm fantastik eserleri FRP tadında sanıyorlar. Oysa Kafka, Frankenstein, Dracula gibi klasikler de fantastik. Shakespeare'in Hamlet'i ve Macbeth'i de hayaletlerle, cadılarla son derece fantastiktir. Edebiyat Gılgamış, Beowulf gibi destanlarla başlar ve hepsi fantastiktir. Zaten varoluş bilmecesini açıklarken doğan şeydir, fantastik. Fantastik öyle ejderhalardan, hobbit’lerden ibaret değildir. Kafka'nın sembolik Şato'su da, Dorian Gray'in portresi de fantastiktir ama doğaüstü gelişmelerle eşeledikleri konular göründüğünden çok daha derindir. Bir de "Türkler fantastik yazamaz" ön yargısı var. Bunu yıkmak zor ama mücadele ediyoruz ve bu mücadelenin karşılığını görmeye başladık.

Son kitabınız ‘Güneş Hırsızları’na gelen yorumlar nasıl?

En olumlu geri dönüşleri Güneş Hırsızları'na aldım. Tahmin ediyordum çünkü kitapta herkese göre bir şeyler var. Bir roman alırsınız, konusu, türü, ana karakteri sizi sarmazsa ilerleyemezsiniz ama “Güneş Hırsızları” öykü kitabı olduğu için her tür okuru birkaç öyküsüyle kendisine çekebilir. İnsanlarla imza günlerinde sohbet etmeyi seven biriyim. Mevzu konusu roman olunca çok konuşamıyorsunuz, sohbet tıkanıyor. Güneş Hırsızları'ndan sonra favori öykülerini sorduğumda keyifli sohbetler başlıyor. Bu tadı özlemişim. Ve sanırım okur da Güneş Hırsızları çizgisinde bir öykü kitabını özlemiş.

Gelecekte yapmak istediğiniz hedefiniz veya planınız var mıdır?  

“Güçoburları” isimli derleme kitapta bir öyküm yayımlandı. Bundan sonra artık öykülerimi böyle derlemelere saklayıp romana odaklanmayı düşünüyorum. Birkaç roman fikrim var. Bir de ‘Güneş Hırsızları’ndaki “Evim Güzel Evim” öyküsünün sinema uyarlanması olabilir. Bir yönetmen ile senaryo üzerinde çalışıyoruz. 

Kategorisindeki diğer haberler

“Fantastik Edebiyat, Hobbit’lerden İbaret Değil”

Yazdığı öykülerinin yanı sıra sinema ve müzik eleştirileriyle de tanınan Doğu Yücel, 1997’de Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda aldığı birincilik ödülünden sonra ilk kitabı “...

Daha Fazla Göster 11/05/2017 || 428

Türk Tiyatrosunun Yeni Yüzü

Genç yaşına rağmen birçok tiyatro oyununda yer almış, teknik ekiplerde çalışmış, şimdilerde ise doğaçlama grubuyla sahneye çıkan genç tiyatrocu Şeyma Yıldız sorularımızı yanıtladı.  

Daha Fazla Göster 23/02/2017 || 321

Yetenek Olmadan Sanatçı Olunmaz

Kocaeli Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’nde 28 Kasım Pazartesi günü ‘İsimsiz Yıldız’ adlı oyunun perdeleri açıldı.Oyunun yönetmenliğini üstlenen, aynı zamanda oyunda rol alan emektar oyuncu Kayhan Yıldızoğlu o...

Daha Fazla Göster 02/12/2016 || 810

Son Eklenen Haberler

En Çok Okunan Haberler