Türk Tiyatrosunun Yeni Yüzü

 MERDAN İSMAİL KOCAOĞLU 23/02/2017 GÜNCEL/ KÜLTÜR & SANAT/ RÖPORTAJ & SÖYLEŞİ 388
Genç yaşına rağmen birçok tiyatro oyununda yer almış, teknik ekiplerde çalışmış, şimdilerde ise doğaçlama grubuyla sahneye çıkan genç tiyatrocu Şeyma Yıldız sorularımızı yanıtladı.  
Şeyma Yıldız'ın içten cevapları söyleşiyi daha canlı bir hale getirdi. Şeyma Yıldız'ın içten cevapları söyleşiyi daha canlı bir hale getirdi.

Şeyma Yıldız, Ankara doğumlu. Ancak babası asker olan her çocuk gibi o da Türkiye'nin birçok yerini dolaşanlardan. Şu anda Zonguldak'ta yaşıyor. Aynı zamanda Kocaeli Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı üçüncü sınıf öğrencisi.Genç yaşına rağmen tiyatro alanında kendisini oldukça geliştirmiş durumda. Biz de Yıldız ile sanatın bu güzide alanı üzerine keyifli bir söyleşi yaptık.

 

Tiyatroya ilgin ne zaman başladı?

 Tiyatroya ilgim çok küçük yaşlarda başladı. İlkokula başlamamdan itibaren süregelen bir durum. O zamanlar bir tiyatro oyununa çalışıyordum ancak oyunun oynanması iptal edilmişti. Bir çocuk oyununda yaşlı teyze rolündeydim. Ancak oynayamadık.

 

Aktif tiyatro hayatın nasıl başladı ve hangi oyunlarda yer aldın?

 Bu ilgim liseye başlamamla birlikte aktif duruma geldi. Bir tiyatro oyunu için seçmeler vardı. Ben de ilgili olduğum için hemen katıldım. Bize oyunun metinlerini dağıttılar ve hepimiz okuyup istediğimiz rollere çalıştık. Ben kendim için yine yaşlı bir kadın rolü seçmiştim. Turgut Özakman'ın Ocak isimli oyunuydu. Seçildim ve aynı yıl içinde oyunu oynadık. Bir sonraki sene Cevat Fehmi Başkut'un Paydos isimli oyununda yer alan eli maşalı bir kadını canlandırdım. Kocaeli Üniversitesi'ni kazandığımı öğrenir öğrenmez  ilk araştırdığım şey okulun tiyatro kulübü oldu ve çok köklü olduğunu öğrendim. Hemen üye oldum. Aynı sene Arthur Miller'ın Cadı Kazanı oyununun teknik ekibinde yer aldım. Kostüm ve dekor ekibindeyken ses-müzik görevini de üstlendim. Bu sırada oyun ekibinden birisi çeşitli sebeplerden dolayı oynamaktan vazgeçince bir anda oyuncuların arasına dahil oldum. Bayan Ann Putnam karakterini canlandırdım.

 Bir sonraki sene Kaos Teorileri oyun ekibinde yer aldım. Ancak bazı iç sorunlardan dolayı oyuncu grubundan ayrıldım. Daha sonra kulübün eskilerinin çıkaracağı 12. Gece oyununa dahil oldum. Metinli tiyatro oyunu macerası benim için bununla birlikte sona erdi.

 

Doğaçlama tiyatroya girişin nasıl oldu?

 Okula ilk geldiğim sene Pulp İmpro diye bir ekip vardı. Kocaeli'de ilgi duyanların bildiği bir doğaçlama grubuydu. Bazı barlarda ve küçük tiyatro salonlarında oynuyorlardı. 5 kişilik bir ekipti. Bir süre sonra bazı ayrılanların yerine ekibe yeni kişileri almayı düşündüler ve bana teklifte bulundular. Ben de kabul ettim. Kurduğumuz kadro ile bir sene boyunca çeşitli yerlerde sahneye çıktık. O senenin sonunda yine bazı ayrılmalar yaşadık. Son olarak 5 kişilik oyuncu ve bir de müzisyen ile birlikte şu an ki Pulp İmpro grubunu oluşturduk.

 

Doğaçlamada sevdiğin ve sevmediğin özellikler neler?

 Metinli oyunda sadece bir rolün var ve buna çalışıyorsun. Eline bir metin veriliyor, onu ezberleyip oynuyorsun. Evet, içinde doğaçlama var ama metnin ve karakterin dışına çıkma şansın yok. Doğaçlamada ise bir değil onlarca rolün var. O an ne olmak istiyorsan o oluyorsun. Bu zor ama çok sevdiğim bir yönü.

 Sevmediğim, zor bulduğum yanı elimizde bir metin veya kafamızda bir oyun olmadan oraya çıkmamız. Ekip arkadaşımıza güvenmek zorundayız. Aklımızdan bir sonraki söyleyeceğimiz sözü düşünemiyoruz. Çünkü eğer onu düşünürsek o an bize söylenen şeyi dinleyemiyoruz ve kal geliyor, cevap veremiyoruz. Bu yüzden dinlemek, anlamak ve ne yaptığımızın farkında olarak cevap vermek çok önemli. Bir  anlık dikkat kaybı seyircinin o an ki dünyadan kopmasına yol açıyor ve bu istediğimiz bir şey değil.

 

En sevdiğin tiyatro oyunu nedir?

 Tiyatro kulübüne girdikten sonra ekiple birlikte çok fazla oyun izledik ancak Luigi Pirandello'nun Ağzı Çiçekli Adam oyununu çok seviyorum.

 

Türkiye'de tiyatroya verilen değer hakkında neler düşünüyorsun?

 Tükiye'de genellikle insanlar tiyatro yerine sinemayı tercih ediyor. Mesela kötü bir oyun izlemişlerse diğer tüm oyunları onlarla aynı görüyorlar ve bir daha şans vermiyorlar. Aslında bu sinema için de geçerli. İzledikleri her filmi beğenmeseler bile gitmeye devam ediyorlar. Çünkü başka bir film, başka konu, başka oyuncular diye düşünüyorlar. Aynısı tiyatro içinde geçerli ancak bizlere ikinci bir şansı vermiyorlar. Genel olarak benim düşüncem tiyatronun İzmit'te ve Türkiye'de hak ettiği ilgiyi görmediği. Aynı şekilde tiyatroda yeteri kadar tanıtılmıyor, reklamları yapılmıyor. Bu yüzden bazı kişiler tiyatronun varlığından haberdar bile olmuyor. 

Şeyma Yıldız'a bu keyifli sohbetten dolayı teşekkür ediyoruz.

 

 

Kategorisindeki diğer haberler

Gençlik Tutkusu Bookstagram

Hayatın hemen her alanının sanal ortamlara aktarılmaya başlandığı bu çağda kitaplar da bu akıma ayak uydurdu. Bookstagram Topluluğu tam da bu amaçla yola çıktı. Topluluk son dönemlerin en popüler sosyal medya uygulam...

Daha Fazla Göster 09/10/2017 || 1065

“Fantastik Edebiyat, Hobbit’lerden İbaret Değil”

Yazdığı öykülerinin yanı sıra sinema ve müzik eleştirileriyle de tanınan Doğu Yücel, 1997’de Gençlik Kitabevi Öykü Yarışması’nda aldığı birincilik ödülünden sonra ilk kitabı “...

Daha Fazla Göster 11/05/2017 || 492

Türk Tiyatrosunun Yeni Yüzü

Genç yaşına rağmen birçok tiyatro oyununda yer almış, teknik ekiplerde çalışmış, şimdilerde ise doğaçlama grubuyla sahneye çıkan genç tiyatrocu Şeyma Yıldız sorularımızı yanıtladı.  

Daha Fazla Göster 23/02/2017 || 389

Yetenek Olmadan Sanatçı Olunmaz

Kocaeli Sakıp Sabancı Kültür Merkezi’nde 28 Kasım Pazartesi günü ‘İsimsiz Yıldız’ adlı oyunun perdeleri açıldı.Oyunun yönetmenliğini üstlenen, aynı zamanda oyunda rol alan emektar oyuncu Kayhan Yıldızoğlu o...

Daha Fazla Göster 02/12/2016 || 823

Son Eklenen Haberler

En Çok Okunan Haberler