Engeller Aşılmak İçindir

 Tuğçe Sarıkaya 02/01/2013 GÜNCEL/ DÜNYAARAŞTIRMA & DOSYA 1967
Fatih Sultan Mehmet Görme Engelliler Gençlik Kulübü 1 yıl önce Gökmen Aydın tarafından kuruluyor. Yaşları 9-15 arasında değişen görme engelli çocuklara ju-do eğitimi veriliyor. Bazıları doğuştan görme engelli, bazıları ise sonradan görme yetisini yitirmiş çocukların hepsinin tek bir ortak yanı var. O da dünyayı kara bir pencereden anlamaya çalışıyor olmaları.
Bir okul düşünün. Ama öyle her zamanki klasik öğrenci öğretmen ve ders kitaplarındaki konulardan başka bir şey öğretilmeyen okul olmasın burası. Biraz daha farklı olsun. Hatta biraz daha daraltalım bu okulu. Mesela bu okulda ju-do sporunun eğitimi veriliyor olsun. Ama eğitimi veren öğretmen görme yetisini yitirmiş olsun. Hatta öğrencilerde göremiyor olsun. Ve bunlar bir kulüp kursunlar. Bu kulüpte göremeyen bir eğitmen yine göremeyen öğrencilerine nasıl spor yapabileceklerini öğretsin. Biraz kafanız karıştı farkındayım. Benim de başlarda biraz karışmıştı. Hele ki ju-do gibi teknik bir sporun öğretildiğini öğrenince biraz daha şaşırmıştım. Ancak Fatih Sultan Mehmet Görme Engelliler Gençlik Kulübüne gittiğimde şaşkınlığımın yerini merak aldı .Nasıl olur da görürken bile yapılması zor olan bu sporu göremeden yapabiliyorlardı. Ancak azim ve hırsla nelerin başarılabileceğini anlamak uzun sürmedi. Fatih Sultan Mehmet Görme Engelliler Gençlik Kulübü 1 yıl önce Gökmen Aydın tarafından kuruluyor. Gökmen Aydın kulübün hem kurucusu, hem de eğitmeni. Kulüp bünyesinde sadece ju-do sporunun eğitimi veriliyor. Ju-do Japon modern dövüş sanatlarının ilk örneklerindendir. .Ju hecesi, kibar, nazik anlamına do hecesi ise öğreti, yol manasına geliyor. Şimdilik sadece ju-do sporu öğretiliyor. Eğer imkanlar sağlanabilirse diğer spor branşlarında da görme engelli sporculara eğitim verilecek. Ancak bunun için öncelikle maddi imkanların olgunlaşması gerekiyor. Sultan Mehmet’ten İlham Aldı Kulübe Fatih Sultan Mehmet isminin verilmesi ise oldukça manidar. Fatih Sultan Mehmet’in genç yaşta ortaya çıkan mücadeleci ruhu kulübün kurucusu Aydın’a sporcularının hareketliliğini, atılganlığını hatırlatıyor. Sultan Mehmet’teki bu mücadele azminin sporcularına örnek olmasını ve O'nun gibi nice başarılara imza atabilmelerini istediğinden kulübün ismini Fatih Sultan Mehmet Gençlik Kulübü koyuyor. Kulübün adı bile bir öğüt niteliği taşıyor aslında. Kurucu Aydın 5 yıl boyunca Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Kağıtspor'un kadrosunda yer alıyor. Bu süre zarfında kendi gibi görme engelli sporcularla ilgilenme fırsatı buluyor. Minik sporculara da lisans çıkartılıyor. Ancak bu sporcularla pek ilgilenilmemesi, ihtiyaçlarının, eksikliklerinin giderilmemesi gibi sorunlar oluşuyor ve bu sorunlar giderek birikiyor. Bu sorunlarda kulüp kurma ihtiyacını ortaya çıkartıyor. Kurucu Aydın kulübü kurma amacını ''kendim gibi görme engelli sporculara sahip çıkmak, engelli sporcuların sorunlarını herkese duyurabilmek ve sporcularla daha iyi ilgilenebilmek’ ‘şeklinde açıklıyor. Aydın kulübü tamamen kendi çabasıyla kuruyor. Kulübün yönetim kurulu sporcu çocukların ailelerinden oluşuyor. Çocukların yaşları 9-15 arasında değişiyor. Sporcuların bazıları doğuştan görme engelli, bazıları ise sonradan görme yetisini yitiriyor. Fakat hepsinin ortak yanı dünyayı kara bir pencereden anlamaya çalışıyor olmaları. Nitekim bu çocuklara dışarıdan bakanlar onların görme engelli olduklarına pek inanamıyor. Çünkü minik sporcular hareketlerini gayet rahat ve seri şekilde etrafındakilerden yardım almadan yapabiliyor. Kendine güvenleri tam, ne yaptıklarını bilen ve görüyormuş gibi algılayabilen bir yapıya sahipler. Bireysel hareketleri son derece keskin şekilde yapabiliyorlar. Ancak minik sporcuların bu duruma gelmeleri biraz vakit alıyor. Çocukların çoğunun ju-do sporuna başlamadan önce tek başlarına hareket etmekte zorlandıklarının farkına varılamıyor. Çünkü sosyal hayatları ev ve okuldan ibaret olan minik sporcular bireysel olarak fazla hareket etmek zorunda da kalmıyor, bu yüzden de çok fazla zorluk çekmiyor. Evden okula ebeveynleri, okuldan eve yine ebeveynleri eşliğinde gidip geldikleri için zor durumda kaldıkları durumlar çok nadir oluyor. Aile içinde de sürekli yanlarında onlara yardımcı olan kişiler bulunduğu için bireysel hareketleri yapmakta güçlük çekilmiyor. Fakat ju-do sporunu öğrenmek için kulübe geldiklerinde beyaz bastonları(görme engellilerin yönlerini bulmada yardımcı olan materyal)olmadan yürümekte dahi zorlandıklarının farkına varılıyor. Gökmen hocada önce minik sporcularına bağımsız şekilde nasıl hareket edebileceklerini öğretiyor. Zamanla sporcular teknik olarak oldukça ileri seviyeye ulaşıyor. Sporcuların bu duruma nasıl ulaştıklarını Gökmen hoca ''ailelerinin her zaman yanlarında olamayacağını onlara anlattım. Kendi başlarının çaresine bakmaları gerekiyor. Her şeyi hazır yapınca tembelleşiyor. Biz bu durumu sporla aştık.‘’ şeklinde açıklıyor. Özgürce hareket edebilmek için önce herkes gibi düşmeyi öğrenmeleri gerekiyor. Zaman sonra sporcular beyaz bastonları olmadan, ebeveynlerinden yardım almadan hareket etmeye başlıyor. Nitekim yaşları küçük bu sporcuların bireysel hareket edebilmesi hem onları hem de ailelerini daha hür kılıyor. Çoğu kişi ,bu kişiler arasında görme engelli sporcuların yakınları da dahil çocukların bu sporu tam anlamıyla yapabileceklerine pek inanmıyor. Fakat minik sporcular ju-do sporunu öğrenmeye başladıklarında düşünülenin aksine gören insanlardan farklı sorunlar yaşamıyor. Hangi hareket nasıl yapılır, ne şekilde yapılsa daha doğru olur gibi sıradan sorunlardan başka aksaklık yaşanmıyor. Bu da hem çocukların özgüvenini, hem de yakınlarının onlara olan inancının artmasını sağlıyor. Sporcuların sorun yaşamamasındaki en önemli nedense eğitmenleri Gökmen hocanın da onlar gibi görme engelli olması. Minik sporcular hocalarıyla ortak engellere sahip oldukları için onu kendilerine daha yakın görüyor. Görme engelli minik sporculara böyle zor bir sporu, görebiliyormuş gibi algılayabilmelerini sağlayarak öğreten Gökmen hoca ise spora biraz geç başlıyor. Gökmen hoca lise dönemine kadar görme yetisini kullanabiliyor. Ancak doğuştan gelen gece körlüğü(tavukkarası)hastalığına sahip olduğu için bu durum çok uzun sürmüyor. Gece körlüğü loş ortamlarda yani ışığın az olduğu ortamlarda görememe ya da az görme olayıdır. Gece körlüğü çeken kişiler genellikle ışıklı bir ortamdan karanlık bir ortama geçtiklerinde görememe olayı yaşarlar. Doğuştan gelen gece körlüğü tedavi edilemediği için Gökmen hocada lise döneminde tamamen görme yetisini yitiriyor. Hoca ju-do sporuna 36 yaşında başlıyor. Spora geç yaşta başladığı için önceleri başarısız olurum diye şüpheye düşüyor. Fakat spor yapmanın yaşla ilgisi olmadığını anlaması uzun sürmüyor. Katıldığı bütün Türkiye şampiyonalarından 1. olarak çıkıyor. Bununla da yetinmiyor yurtdışında katıldığı müsabakalardan da dereceler kazanarak dönüyor. Yani tedirginlikle başladığı yolun hakkını vermiş diyebiliriz. Ju-do eğitmenliğini neden yaptığını ise ''yapmasaydım, meşgalem olmasaydı psikolojim bozulurdu. Ailemden çok spora zaman ayırıyorum. Çocuklar benim için velinimet. Onlar için bir şey yapabilmek beni mutlu ediyor. Beni hayata bağlıyorlar. ‘şeklinde açıklıyor. Hepimizi hayata bağlayan bir şeyler olmalı, yoksa herhangi birimiz her an bir çıkmaza girebilir. Gökmen hocanın yaşamı da bu duruma güzel bir örnek. Kulüp olarak ise yakın zamandaki ilk hedefleri Ocak ayındaki Türkiye şampiyonaları. Minik sporcular hazırlıklara devam ediyor. Ancak kulüp maddi olarak sıkıntı yaşıyor. Aileler yardımcı olmaya çalışıyor ancak yeterli değil. Kulübün devamlılığını sağlamak için kaynaklar aranmakta. Diğer bir sıkıntı ise ulaşım. Okuldan öğrencileri alıp kulübe getirecek servise ihtiyaçları var. Kulüp başkanı Aydın, sporcuların antrenman sahalarına güvenli şekilde ulaşımını sağlamak üzere yakın zamanda belediye ile yeniden irtibata geçiyor ve en kısa zamanda ulaşım sorununa çözüm bulunacağı yanıtını alıyor. Çoğu kişi herhangi bir engele sahip insanla karşılaştığı zaman tanımsız bir yüz ifadesine bürünür. Bu ifade daha çok kişinin içindeki acıma duygusunun suratına yansımış halidir. Çünkü herhangi bir engelinizin olması sizi diğer insanlar tarafından soyutlanacak bir nesne haline getirir. Asıl engelin beyinde başladığını fark edememek ise daha büyük bir engeldir. Bu yüzden kazanan olmak için önce kaybetmek gerektiğini unutmamak gerekir. Bu belki ömür boyu sizinle olacak bir engelle ya da içinizde her zaman sizinle yaşayıp gidecek bir pişmanlıkla olabilir.

Kategorisindeki diğer haberler

Denizden Tarih Çıkarmak

Çoğu zaman önemsenmez deniz kabukları. Hatta canlı olduklarını bile bilmeyiz. Kemal Geyran ise 40 yılını vermiş deniz kabuklarını toplamaya. Çünkü bu onun için vazgeçilmez bir hobi. 2007 yılında kaybettiği oğlu Can Geyran ‘ın adını ya...

Daha Fazla Göster 23/03/2015 || 3330

Araçların Kısa Mesafelerde Durma Problemi Çözülecek

Günümüzde trafik kazalarına yol açan en önemli sebeplerden biri araçların kısa mesafede fren yapamayarak ölümcül kazalara yol açması.Kocaeli Üniversitesi(KOÜ) Teknoloji Fakültesi Otomotiv Mühendisliği Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Hak...

Daha Fazla Göster 29/12/2013 || 2258

GÜLMENİN FAYDALARI VE ZARARLARI :)

Niçin tebessüm eder veya güleriz? Kendi kendimizi gıdıklayınca niçin gülmeyiz? Mizah duygusu beynimizin hangi kısmında yer alır? Bunlar gibi birçok soru, bu konuda fazla araştırma yapılmadığı için henüz cevaplandırılamamıştır.

Daha Fazla Göster 06/01/2013 || 2029

Aile İçi Şiddetin Çocuklar Üzerindeki Etkisi

Aile içi şiddetten dolayı bir çok kadın ve buna bağlı olarak bir çok çocuk hem fiziksel hem de ruhsal olarak hasar görüyor, ileri ki yaşlarında bunlarla ilgili problemler yaşıyor.

Daha Fazla Göster 06/01/2013 || 1923

TÜRK BİLİM ADAMLARINDAN MUHTEŞEM BAŞARI

Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Teknoloji Fakültesi'nde çalışan bilim adamları önemli bir başarıya imza atarak tavuk yağı ve hayvan derisinden biodizel üretmeyi başardılar. Bu buluş ile vatandaşlara tavukların atıklarını sucuk, salam gibi y...

Daha Fazla Göster 06/01/2013 || 2000

Ölümcül Hastalıklarla Savaşan Gıdalar

Yapılan araştırmalar, kanserden kalp krizine kadar bir dizi ölümcül hastalıkla mücadele eden gıdalar bulunduğunu gösteriyor

Daha Fazla Göster 05/01/2013 || 1890

Son Eklenen Haberler

En Çok Okunan Haberler